Tratado de Psicología Revolucionaria

La Decapitación

A medida que uno trabaja sobre si mismo va comprendiendo cada vez más y más, la necesidad de eliminar radicalmente de su naturaleza interior, todo eso que nos hace tan abominables.

Kişi kendi üzerinde çalıştıkça, bizi o kadar iğrenç kılan her şeyi içsel doğasından kökten söküp atma zorunluluğunu gittikçe daha fazla anlar.

Las peores circunstancias de la vida las situaciones más críticas, los hechos más difíciles, resultan siempre maravillosos para el auto-descubrimiento intimo.

Hayatın en kötü şartları, en kritik durumlar, en zor gerçekler, samimi bir kendi kendini keşfetme için daima harika fırsatlar olarak ortaya çıkar.

En esos momentos insospechados, críticos, afloran siempre y cuando menos lo pensemos, los Yoes más secretos; si estamos alertas incuestionablemente nos descubrimos.

Beklenmedik, kritik anlarda ve hiç beklemediğimiz bir sırada en gizli Benlikler daima yüzeye çıkar; eğer uyanıksak şüphesiz kendimizi keşfederiz.

Las épocas más tranquilas de la vida, son precisamente las menos favorables para el trabajo sobre si mismo.

Hayatın en sakin dönemleri, tam da kendi üzerimizde çalışmak için en az elverişli olan zamanlardır.

Existen momentos de la vida demasiado complicados en que uno tiene marcada tendencia a identificarse fácilmente con los sucesos y a olvidarse completamente de si mismos; en esos instantes hace uno tonterías que a nada conducen; si se estuviese alerta, si en esos mismos momentos en vez de perder la cabeza, se acordase de si mismo, descubriría con asombro ciertos Yoes de los cuales jamás tuvo ni la más mínima sospecha de su posible existencia.

Hayatta, kişinin olaylarla kolayca özdeşleşme ve kendisini tamamen unutma eğiliminde olduğu, fazlasıyla karmaşık anlar vardır; bu anlarda kişi hiçbir yere varmayan aptalca şeyler yapar; eğer uyanık olsaydı, eğer o anlarda aklını kaybetmek yerine kendini hatırlasaydı, var olma ihtimalinden zerre kadar şüphe duymadığı bazı Benlikleri şaşkınlıkla keşfederdi.

El sentido de la auto-observación intima, se encuentra atrofiado en todo ser humano; trabajando seriamente, auto-observándose de momento en momento; tal sentido se desarrollará en forma progresiva.

Samimi kendini gözlemleme duyusu her insanda körelmiştir; ciddi bir şekilde çalışarak, an be an kendini gözlemleyerek; bu duyu aşamalı olarak gelişecektir.

A medida que el sentido de auto-observación prosiga su desarrollo mediante el uso continuo, nos iremos haciendo cada vez mas capaces de percibir en forma directa aquellos Yoes sobre los cuales jamás tuvimos dato alguno relacionado con su existencia.

Kendini gözlemleme duyusu sürekli kullanımla geliştikçe, varlıklarına dair hiçbir veriye sahip olmadığımız o Benlikleri doğrudan doğruya algılama konusunda giderek daha yetenekli olacağız.

Ante el sentido de auto-observación intima cada uno de los Yoes que en nuestro interior habitamos, asumen realmente esta o aquella figura secretamente afín con el defecto personificado por la misma.. Indubitablemente la imagen de cada uno de estos Yoes tiene cierto sabor psicológico inconfundible mediante el cual aprehendemos, capturamos, atrapamos, instintivamente su naturaleza íntima, y el defecto que le caracteriza.

Samimi kendini gözlemleme duyusu karşısında, içimizde barınan Benliklerin her biri, aslında onun tarafından kişileştirilen kusurla gizlice akraba olan şu veya bu şekle girer.. Şüphesiz bu Benliklerin her birinin görüntüsünün, sayesinde içsel doğasını ve onu karakterize eden kusuru içgüdüsel olarak kavradığımız, yakaladığımız, tuzağa düşürdüğümüz, yanılmaz bir psikolojik tadı vardır.

En principio el esoterista no sabe por donde empezar, ante la necesidad de trabajar sobre si mismo pero se halla completamente desorientado.

Prensip olarak ezoterist, kendi üzerinde çalışma gerekliliği karşısında nereden başlayacağını bilemez ve kendini tamamen yönünü şaşırmış hisseder.

Aprovechando los momentos críticos, las situaciones más desagradables, los instantes más adversos, si estamos alertas descubriremos nuestros defectos sobresalientes, los Yoes que debemos desintegrar urgentemente.

Kritik anlardan, en tatsız durumlardan, en olumsuz anlardan yararlanarak, eğer uyanıksak, göze çarpan kusurlarımızı, acilen parçalamamız gereken Benlikleri keşfederiz.

A veces puede empezarse por la ira o por el amor propio, o por el desdichado segundo de lujuria, etc., etc., etc.

Bazen öfke veya öz-sevgi ile ya da şehvetin o sefil saniyesiyle, vb., vb., vb. başlanabilir.

Es necesario tomar nota sobre todo en nuestros estados psicológicos diarios, si es que de verdad queremos un cambio definitivo.

Gerçekten kesin bir değişim istiyorsak, özellikle günlük psikolojik hallerimizi not etmemiz gerekir.

Antes de acostarnos conviene que examinemos los hechos ocurridos en el día, las situaciones embarazosas, la carcajada estruendosa de Aristófanes y la sonrisa sutil de Sócrates.

Yatmadan önce gün içinde meydana gelen olayları, utanç verici durumları, Aristofanes'in gök gürültüsü gibi kahkahasını ve Sokrates'in ince gülümsemesini incelememiz yerinde olur.

Puede que hayamos herido a alguien con una carcajada, puede que hayamos enfermado a alguien con una sonrisa o con una mirada fuera de lugar.

Bir kahkahayla birini incitmiş olabiliriz, yersiz bir gülümsemeyle veya bakışla birini hasta etmiş olabiliriz.

Recordemos que en esoterismo puro, bueno es todo lo que está en su lugar, malo es todo lo que está fuera de lugar.

Unutmayalım ki saf ezoterizmde, yerinde olan her şey iyidir, yerinde olmayan her şey kötüdür.

El agua en su lugar es buena pero si ésta inundare la casa estaría fuera, de lugar, causarla daños, seria mala y perjudicial.

Yerinde olan su iyidir ama evi sular altında bırakırsa yerinden çıkmış olur, zarara yol açar, kötü ve zararlı olur.

El fuego en la cocina y dentro de su lugar, además de ser útil es bueno; fuera de su lugar quemando los muebles de la sala, seria malo y perjudicial.

Mutfakta ve yerinde olan ateş, faydalı olmasının yanı sıra iyidir; yerinden çıkıp oturma odasındaki mobilyaları yakması, kötü ve zararlı olur.

Cualquier virtud por santa que sea, en su lugar es buena, fuera de lugar es mala y perjudicial. Con las virtudes podemos dañar a otros. Es indispensable colocar las virtudes en su lugar correspondiente.

Ne kadar kutsal olursa olsun herhangi bir erdem yerinde iyidir, yerinden çıktığında ise kötü ve zararlıdır. Erdemlerle başkalarına zarar verebiliriz. Erdemleri kendi yerlerine koymak şarttır.

¿Qué diríais de un sacerdote que estuviese predicando la palabra del Señor dentro de un prostíbulo? ¿Qué diríais de un varón manso y tolerante que estuviese bendiciendo a una cuadrilla de asaltantes que intentasen violarle la mujer y las hijas? ¿Qué diríais de esa clase de tolerancia llevada al exceso? ¿Qué pensaríais sobre la actitud caritativa de un hombre que en vez de llevar comida a casa, repartiese el dinero entre mendicantes del vicio? ¿Qué opinaríais sobre el hombre servicial que en un instante dado prestase un puñal a un asesino?

Bir genelevin içinde Rab'bin sözünü vaaz eden bir rahip hakkında ne derdiniz? Karısına ve kızlarına tecavüz etmeye çalışan bir çeteyi kutsayan uysal ve hoşgörülü bir adam hakkında ne derdiniz? Aşırıya kaçan bu tür bir hoşgörü hakkında ne derdiniz? Eve yiyecek götürmek yerine parayı kötülük dilencileri arasında paylaştıran bir adamın hayırsever tutumu hakkında ne düşünürdünüz? Belirli bir anda bir katile hançer ödünç veren yardımsever adam hakkında fikriniz ne olurdu?

Recordad querido lector que entre las cadencias del verso también se esconde el delito. Hay mucha virtud en los malvados y hay mucha maldad en los virtuosos.

Hatırla sevgili okuyucu, şiirin ritimleri arasına suç da saklanmıştır. Kötülerde çok erdem, erdemlilerde ise çok kötülük vardır.

Aunque parezca increíble dentro del mismo perfume de la plegaria también se esconde el delito.

İnanılmaz görünse de, duanın tam kokusunun içine de suç gizlenmiştir.

El delito se disfraza de santo, usa las mejores virtudes, se presenta como mártir y hasta oficia en los templos sagrados.

Suç kendini aziz kılığına sokar, en iyi erdemleri kullanır, kendini şehit olarak sunar ve hatta kutsal tapınaklarda ayin bile yönetir.

A medida que el sentido de la auto-observación intima se desarrolla en nosotros mediante el uso continuo, podremos ir viendo todos esos Yoes que sirven de fundamento básico a nuestro temperamento individual, ya sea este último, sanguíneo o nervioso, flemático o bilioso.

Samimi kendini gözlemleme duyusu sürekli kullanımla içimizde geliştikçe, ister kanlı ister sinirli, ister balgami ister safravi olsun, bireysel mizacımızın temel dayanağı olarak hizmet eden tüm o Benlikleri görmeye başlayabileceğiz.

Aunque usted no lo crea, querido lector, detrás del temperamento que poseemos se esconde entre las más remotas profundidades de nuestra psiquis, las creaciones diabólicas más execrables.

Buna inanmasanız da sevgili okuyucu, sahip olduğumuz mizacın arkasında, psişemizin en uzak derinliklerinde, en iğrenç şeytani yaratıklar saklıdır.

Ver tales creaciones, observar esas monstruosidades del infierno dentro de las cuales se halla embotellada nuestra mismísima conciencia, se hace posible con el desarrollo siempre progresivo del sentido de auto-observación intima.

Kendi bilincimizin de içine hapsolduğu cehennemin bu canavarlıklarını gözlemlemek, bu tür yaratıkları görmek, samimi kendini gözlemleme duyusunun daima ilerleyen gelişimi ile mümkün olur.

En tanto un hombre no haya disuelto estas creaciones del infierno, estas aberraciones de si mismo, Indubitablemente en lo más hondo, en lo más profundo, continuará siendo algo que no debiera existir, una deformidad, una abominación.

Bir insan cehennemin bu yaratıklarını, kendisinin bu sapkınlıklarını çözmediği sürece, Şüphesiz ki en derininde, en içlerinde, var olmaması gereken bir şey, bir anormallik, bir iğrençlik olmaya devam edecektir.

Lo más grave de todo esto es que el abominable no se da cuenta de su propia abominación, se cree bello, justo, buena persona, y hasta se queja de la incomprensión de los demás, lamenta la ingratitud de sus semejantes, dice que no le entienden, llora afirmando que le deben, que le han pagado con moneda negra, etc., etc., etc.

Bütün bunların en vahim tarafı, iğrenç kişinin kendi iğrençliğinin farkına varmamasıdır; kendini güzel, adil, iyi bir insan sanır ve hatta başkalarının onu anlamamasından şikayet eder, hemcinslerinin nankörlüğüne sızlanır, kendisini anlamadıklarını söyler, kendisine borçlu olduklarını, ona kara parayla ödeme yaptıklarını vb., vb., vb. iddia ederek ağlar.

El sentido de la auto-observación íntima nos permite verificar por si mismos y en forma directa el trabajo secreto mediante el cual en tiempo dado estamos disolviendo tal o cual Yo (tal o cual defecto psicológico), posiblemente descubierto en condiciones difíciles y cuando menos lo sospechábamos.

Samimi kendini gözlemleme duyusu, belirli bir zamanda şu veya bu Benliği (şu veya bu psikolojik kusuru), muhtemelen zor koşullarda ve en az şüphelendiğimiz anda keşfedilen, çözmekte olduğumuz gizli çalışmayı kendi başımıza ve doğrudan bir şekilde doğrulamamızı sağlar.

¿Habéis pensado tú alguna vez en la vida sobre lo que más os agrada o desagrada? ¿Tú, habéis reflexionado sobre los resortes secretos de la acción? ¿Por qué queréis tener una bella casa? ¿Por qué deseáis tener un coche último modelo? ¿Por qué queréis estar siempre a la última moda? ¿Por qué codiciáis no ser codicioso? ¿Qué es lo que más te ofendió en un momento dado? ¿Qué es lo que más os halagó ayer? ¿Por qué os sentisteis superior a fulano o a fulana de tal, en determinado instante? ¿A qué hora te sentisteis superior a alguien? ¿Por qué te engreísteis al relatar tus triunfos? ¿No pudisteis callar cuando murmuraban de otra persona conocida? ¿Recibisteis la copa de licor por cortesía? ¿Aceptaste fumar tal vez no teniendo el vicio, posiblemente por el concepto de educación o de hombría? ¿Estáis tú seguro de haber sido sincero en aquella conversación? ¿Y cuando te Justificas a ti mismo, y cuando te alabas, y cuando cuentas tus triunfos y los relatas repitiendo lo que antes dijiste a los demás, comprendiste que eras vanidoso?

Hayatta sizi en çok neyin memnun ettiğini veya neyin hoşnutsuz ettiğini hiç düşündünüz mü? Siz, eylemin gizli yayları üzerinde düşündünüz mü? Neden güzel bir eviniz olsun istiyorsunuz? Neden son model bir arabanız olsun istiyorsunuz? Neden daima son modaya uymak istiyorsunuz? Neden açgözlü olmamayı arzuluyorsunuz? Belirli bir anda sizi en çok ne kırdı? Dün gururunuzu en çok ne okşadı? Neden belirli bir anda falanca kişiden üstün hissettiniz? Ne zaman birinden üstün hissettiniz? Zaferlerinizi anlatırken neden kibirlendiniz? Tanıdığınız başka birinden bahsedilirken sessiz kalamadınız mı? Nezaket icabı içki kadehi mi aldınız? Eğitim veya erkeklik kavramından dolayı, belki de o alışkanlığınız olmamasına rağmen sigara içmeyi kabul ettiniz mi? O sohbette samimi olduğunuzdan emin misiniz? Peki ya Kendinizi Haklı çıkardığınızda, kendinizi övdüğünüzde ve zaferlerinizi anlatıp daha önce başkalarına söylediklerinizi tekrarlayarak anlattığınızda, kibirli olduğunuzu anlamış mıydınız?

El sentido de la auto-observación íntima, además de permitirte ver claramente al Yo que estáis disolviendo, te permitirá también ver los resultados patéticos y definidos de tu trabajo interior.

Samimi kendini gözlemleme duyusu, çözmekte olduğunuz Benliği net bir şekilde görmenizi sağlamanın yanı sıra, içsel çalışmanızın içler acısı ve kesin sonuçlarını görmenizi de sağlayacaktır.

En principio estas creaciones del infierno, estas aberraciones psíquicas que desgraciadamente te caracterizan, son más feas y monstruosas que las bestias más horrendas que existen en el fondo de los mares o en las selvas más profundas de la tierra; conforme avancéis en vuestro trabajo podéis evidenciar mediante el sentido de auto-observación interior el hecho sobresaliente de que aquellas abominaciones van perdiendo volumen, se van empequeñeciendo...

Prensipte, cehennemin bu yaratıkları, ne yazık ki sizi karakterize eden bu psişik sapkınlıklar, denizlerin dibinde veya yeryüzünün en derin ormanlarında var olan en korkunç canavarlardan daha çirkin ve korkunçtur; çalışmanızda ilerledikçe, içsel kendini gözlemleme duyusu aracılığıyla o iğrençliklerin hacim kaybettiği, küçüldüğü şeklindeki göze çarpan gerçeği kanıtlayabilirsiniz...

Resulta interesante saber que tales bestialidades conforme decrecen en tamaño, conforme pierden volumen y se empequeñecen, ganan en belleza, asumen lentamente la figura infantil; por último se desintegran, se convierten en polvareda cósmica, entonces la Esencia enfrascada, se libera, se emancipa, despierta.

Bu tür hayvanlıkların boyutları küçüldükçe, hacimleri azalıp küçüldükçe güzelleştiğini, yavaş yavaş çocuk figürüne büründüğünü bilmek ilginçtir; nihayet parçalanırlar, kozmik toza dönüşürler, o zaman şişelenmiş Öz serbest kalır, özgürleşir, uyanır.

Indubitablemente la mente no puede alterar fundamentalmente ningún defecto psicológico; obviamente el entendimiento puede darse el lujo de rotular un defecto con tal o cual nombre, de justificarlo, de pasarlo de un nivel a otro, etc., mas no podría por si mismo aniquilarlo, desintegrarlo.

Şüphesiz ki zihin herhangi bir psikolojik kusuru temelden değiştiremez; elbette anlayış, bir kusuru şu veya bu isimle etiketleme, onu haklı çıkarma, bir seviyeden diğerine taşıma vb. lüksünü yaşayabilir, ancak onu tek başına yok edemez, parçalayamaz.

Necesitamos urgentemente de un poder flamígero superior a la mente, de un poder que sea capaz por si mismo de reducir tal o cual defecto psicológico a meras polvareda cósmica.

Zihinden üstün, alev alev yanan bir güce, şu veya bu psikolojik kusuru tek başına sadece kozmik bir toza indirgeyebilecek bir güce acilen ihtiyacımız var.

Afortunadamente existe en nosotros ese poder serpentino, ese fuego maravilloso que los viejos alquimistas medievales bautizaron con el nombre misterioso de Stella Maris, la Virgen del Mar, el Azoe de la Ciencia de Hermes, la Tonantzin del México Azteca, esa derivación de nuestro propio ser intimo, Dios Madre en nuestro interior simbolizado siempre con la serpiente sagrada de los Grandes Misterios.

Neyse ki içimizde o yılan gibi güç, eski ortaçağ simyacılarının Deniz Bakiresi, Stella Maris'in gizemli adıyla, Hermes'in Biliminin Azot'uyla, Aztek Meksika'sının Tonantzin'iyle vaftiz ettikleri o harika ateş, kendi içsel varlığımızın o türevi, içimizdeki ve daima Büyük Gizemlerin kutsal yılanıyla sembolize edilen Tanrıça Anne mevcuttur.

Si después de haber observado y comprendido profundamente tal o cual defecto psicológico (tal o cual Yo), suplicamos a nuestra Madre Cósmica particular, pues cada uno de nos tiene la suya propia, desintegre, reduzca a polvareda cósmica, este o aquel defecto, aquel Yo, motivo de nuestro trabajo interior, podéis estar seguro de que el mismo perderá volumen y lentamente se irá pulverizando.

Eğer şu veya bu psikolojik kusuru (şu veya bu Benliği) derinden gözlemledikten ve anladıktan sonra, içsel çalışmamızın motifi olan şu veya bu kusuru, o Benliği parçalaması, kozmik toza indirgemesi için kendi özel Kozmik Annemize yakarırsak, ki her birimizin kendi annesi vardır, onun hacim kaybedip yavaş yavaş toz haline geleceğinden emin olabilirsiniz.

Todo esto implica naturalmente sucesivos trabajos de fondo, siempre continuos, pues ningún Yo, puede ser desintegrado jamás instantáneamente. El sentido de auto-observación intima podrá ver el avance progresivo del trabajo relacionado con la abominación que nos interese verdaderamente desintegrar.

Bütün bunlar doğal olarak, her zaman sürekli olan art arda gelen derin çalışmaları gerektirir, çünkü hiçbir Benlik asla anında parçalanamaz. Samimi kendini gözlemleme duyusu, gerçekten parçalanmasıyla ilgilendiğimiz iğrençlikle ilgili çalışmanın aşamalı ilerlemesini görebilecektir.

Stella Maris aunque parezca increíble es la signatura astral de la potencia sexual humana.

Stella Maris, inanılmaz görünse de insan cinsel potansiyelinin astral imzasıdır.

Obviamente Stella Maris tiene el poder efectivo para desintegrar las aberraciones que en nuestro interior psicológico cargamos.

Açıkçası Stella Maris, psikolojik içimizde taşıdığımız sapkınlıkları parçalamak için etkili bir güce sahiptir.

La decapitación de Juan Bautista es algo que nos invita a la reflexión, no sería posible ningún cambio psicológico radical si antes no pasáramos por la decapitación.

Vaftizci Yahya'nın başının kesilmesi bizi düşünmeye davet eden bir şeydir, daha önce baş kesilmesinden geçmeseydik köklü hiçbir psikolojik değişim mümkün olmazdı.

Nuestro propio ser derivado, Tonantzin, Stella Maris como potencia eléctrica desconocida para la humanidad entera y que se halla latente en el fondo mismo de nuestra psiquis, ostensiblemente goza del poder que le permite decapitar a cualquier Yo antes de la desintegración final.

Kendi türetilmiş varlığımız, Tonantzin, tüm insanlık için bilinmeyen bir elektrik potansiyeli olarak Stella Maris ve psişemizin tam dibinde gizli halde bulunan bu potansiyel, açıkçası ona herhangi bir Benliği nihai parçalanmadan önce başını kesme izni veren gücün tadını çıkarır.

Stella Maris es ese fuego filosofal que se encuentra latente en toda materia orgánica e inorgánica.

Stella Maris tüm organik ve inorganik maddelerde gizli bulunan o felsefi ateştir.

Los impulsos psicológicos pueden provocar la acción intensiva de tal fuego y entonces la decapitación se hace posible.

Psikolojik dürtüler böylesine bir ateşin yoğun eylemini kışkırtabilir ve o zaman baş kesilmesi mümkün hale gelir.

Algunos Yoes suelen ser decapitados al comienzo del trabajo psicológico, otros en el medio y los últimos al final. Stella Maris como potencia ígnea sexual tiene conciencia plena del trabajo a realizar y realiza la decapitación en el momento oportuno, en el instante adecuado.

Bazı Benlikler genellikle psikolojik çalışmanın başlangıcında, diğerleri ortasında ve sonuncuları da sonunda başları kesilir. Ateşten bir cinsel potansiyel olarak Stella Maris gerçekleştirilecek çalışmanın tam bilincine sahiptir ve baş kesmeyi uygun zamanda, doğru anda gerçekleştirir.

En tanto no se haya producido la desintegración de todas estas abominaciones psicológicas, de todas estas lascivias, de todas estas maldiciones, robo, envidia, adulterio secreto o manifiesto, ambición de dinero o de poderes psíquicos, etc., aún cuando nos creamos personas honorables, cumplidoras de la palabra, sinceras, corteses, caritativas, hermosas en el interior, etc., obviamente no pasaremos de ser más que sepulcros blanqueados, hermosos por fuera mas por dentro llenos de asqueante podredumbre.

Tüm bu psikolojik iğrençliklerin, tüm bu şehvetlerin, tüm bu lanetlerin, hırsızlığın, kıskançlığın, gizli veya açık zinanın, para veya psişik güçler hırsının vb. parçalanması gerçekleşmediği sürece, kendimizi onurlu, sözünü tutan, samimi, kibar, hayırsever, içi güzel insanlar vb. olarak görsek bile, dıştan güzel ama içi iğrenç çürüklüklerle dolu badanalı mezarlardan başka bir şey olmayacağımız açıktır.

La erudición libresca, la pseudo-sapiencia, la información completa sobre las sagradas escrituras, ya sean éstas de oriente o de occidente,, del norte o del sur, el pseudo-ocultismo, el pseudo-esoterismo, la absoluta seguridad de estar bien documentados, el sectarismo intransigente con pleno convencimiento, etc., de nada sirve porque en realidad solo existe en el fondo eso que ignoramos, creaciones del infierno, maldiciones, monstruosidades que se esconden Tras la cara bonita, tras el rostro venerable, bajo él ropaje santísimo del líder sagrado, etc.

Kitabi bilgi, sözde bilgelik, ister doğudan ister batıdan, ister kuzeyden ister güneyden olsun kutsal yazılar hakkında tam bilgi, sözde okültizm, sözde ezoterizm, iyi belgelenmiş olmanın mutlak kesinliği, tam bir inançla tavizsiz mezhepçilik vb. hiçbir işe yaramaz çünkü gerçekte sadece bizim görmezden geldiğimiz, cehennemin yarattıkları, lanetler, Güzel yüzün arkasına, saygıdeğer çehrenin arkasına, kutsal liderin en kutsal giysisinin altına vb. gizlenen canavarlar vardır.

Tenemos que ser sinceros consigo mismo, preguntamos qué es lo que queremos, si hemos venido a la Enseñanza Gnóstica por mera curiosidad, si de verdad no es pasar por la decapitación lo que estamos deseando, entonces nos estamos engañando a si mismos, estamos defendiendo nuestra propia podredumbre, estamos procediendo hipócritamente.

Kendimize karşı samimi olmalıyız, ne istediğimizi sorarız, Gnostik Öğreti'ye sırf meraktan gelip gelmediğimizi, arzumuzun gerçekten baş kesilmesinden geçmek olup olmadığını sorarız, aksi takdirde kendimizi kandırırız, kendi çürüklüğümüzü savunuruz, ikiyüzlü davranırız.

En las escuelas más venerables de la sapiencia esotérica y del ocultismo existen muchos equivocados sinceros que de verdad quieren auto-realizarse pero que no están dedicados a la desintegración de sus abominaciones interiores.

Ezoterik bilgelik ve okültizmin en saygıdeğer okullarında, gerçekten kendini gerçekleştirmek isteyen ancak içlerindeki iğrençliklerin parçalanmasına adamamış pek çok samimi yanılan insan vardır.

Son muchas las gentes que suponen que mediante las buenas intenciones es posible llegar a la santificación. Obviamente en tanto no se trabaje con intensidad sobre esos Yoes que en nuestro interior cargamos, ellos continuarán existiendo bajo el fondo de la mirada piadosa y de la buena conducta.

İyi niyetler aracılığıyla kutsallaşmaya ulaşılabileceğini varsayan çok insan var. Açıkçası, içimizde taşıdığımız o Benlikler üzerinde yoğunlukla çalışılmadığı sürece, dindar bir bakış ve iyi davranış zemininin altında var olmaya devam edeceklerdir.

Ha llegado la hora de saber que somos unos malvados disfrazados con la túnica de la santidad; ovejas con piel de lobo; caníbales vestidos con traje de caballero; verdugos escondidos tras del signo sagrado de la cruz, etc.

Kutsallık tuniğiyle kılık değiştirmiş kötüler olduğumuzu bilme saati gelmiştir; koyun postuna bürünmüş kurtlar; beyefendi takım elbisesi giymiş yamyamlar; kutsal haç işaretinin arkasına saklanmış cellatlar, vb.

Por muy majestuosos que aparezcamos dentro de nuestros templos, o dentro de nuestras aulas de luz y de armonía, por muy serenos y dulces que nos vean nuestros semejantes, por muy reverendos y humildes que parezcamos, en el fondo de nuestra psiquis continúan existiendo todas las abominaciones del infierno y todas las monstruosidades de las guerras.

Tapınaklarımızın içinde veya ışık ve uyum salonlarımızın içinde ne kadar görkemli görünürsek görünelim, hemcinslerimiz bizi ne kadar sakin ve tatlı görürlerse görsünler, ne kadar muhterem ve alçakgönüllü görünürsek görünelim, psişemizin derinliklerinde cehennemin tüm iğrençlikleri ve savaşların tüm canavarlıkları var olmaya devam eder.

En Psicología Revolucionaria se nos hace evidente la necesidad de una transformación radical y ésta solo es posible declarándonos a si mismos una guerra a muerte, despiadada y cruel.

Devrimci Psikolojide radikal bir dönüşüm ihtiyacı bizim için açık hale gelir ve bu sadece kendimize karşı ölümüne, acımasız ve zalim bir savaş ilan ederek mümkündür.

Ciertamente nosotros todos no valemos nada, somos cada uno de nos la desgracia de la tierra, lo execrable.

Kesinlikle hiçbirimiz hiçbir şey ifade etmiyoruz, her birimiz dünyanın talihsizliğiyiz, iğrenç şeyleriz.

Afortunadamente Juan Bautista nos enseñó el camino secreto: MORIR EN SI MISMOS MEDIANTE LA DECAPITACIÓN PSICOLÓGICA.

Neyse ki Vaftizci Yahya bize gizli yolu öğretti: PSİKOLOJİK BAŞ KESME YOLUYLA KENDİ İÇİNDE ÖLMEK.

Çerez kullanımı

Deneyiminizi iyileştirmek ve platform kullanımını analiz etmek için kendi çerezlerimizi ve üçüncü taraf çerezlerini kullanıyoruz. Tümünü kabul edebilir, reddedebilir veya tercihlerinizi yapılandırabilirsiniz.