La SABIDURÍA y el AMOR son las dos columnas torales de toda verdadera civilización.
BİLGELİK ve SEVGİ tüm gerçek medeniyetlerin iki temel sütunudur.
La SABIDURÍA y el AMOR son las dos columnas torales de toda verdadera civilización.
BİLGELİK ve SEVGİ tüm gerçek medeniyetlerin iki temel sütunudur.
En un platillo de la balanza de la justicia debemos poner la SABIDURÍA, en el otro platillo debemos poner el AMOR.
Adalet terazisinin bir kefesine BİLGELİĞİ koymalıyız, diğer kefesine de SEVGİYİ koymalıyız.
La Sabiduría y el Amor deben equilibrarse mutuamente. La Sabiduría sin Amor es un elemento destructivo. El Amor sin Sabiduría puede conducirnos al error "AMOR ES LEY PERO AMOR CONSCIENTE".
Bilgelik ve Sevgi birbirlerini karşılıklı olarak dengelemelidir. Sevgisiz Bilgelik yıkıcı bir elementtir. Bilgelik olmadan Sevgi bizi "SEVGİ KANUNDUR AMA ŞUURLU SEVGİ" hatasına sürükleyebilir.
Es necesario estudiar mucho y adquirir conocimientos, pero es también URGENTE desarrollar en nosotros el SER ESPIRITUAL.
Çokça çalışmak ve bilgi edinmek gereklidir, fakat aynı zamanda içimizdeki MANEVİ VARLIĞI geliştirmek de ACİLDİR.
El conocimiento sin el SER ESPIRITUAL bien desarrollado en forma armoniosa dentro de nosotros, viene a ser la causa de eso que se llama BRIBONISMO.
İçimizde uyumlu bir biçimde iyi geliştirilmiş MANEVİ VARLIK olmadan bilgi, DOLANDIRICILIK denilen şeyin sebebi haline gelir.
El SER bien desarrollado dentro de nosotros pero sin conocimientos intelectuales de ninguna especie, da origen a Santos estúpidos.
İçimizde iyi geliştirilmiş VARLIK, ancak hiçbir tür entelektüel bilgi olmadan, aptal Azizlerin ortaya çıkmasına sebep olur.
Un Santo estúpido posee el SER ESPIRITUAL muy desarrollado, pero como no tiene conocimientos intelectuales, no puede hacer nada porque no sabe como hacer.
Aptal bir Aziz çok gelişmiş MANEVİ VARLIĞA sahiptir, ancak nasıl yapacağını bilmediği için hiçbir şey yapamaz çünkü entelektüel bilgiye sahip değildir.
EL SANTO estúpido tiene el poder de Hacer pero no puede hacer porque no sabe como hacer.
Aptal AZİZ Yapma gücüne sahiptir ancak nasıl yapacağını bilmediği için yapamaz.
El conocimiento intelectual sin el SER ESPIRITUAL bien desarrollado produce confusión intelectual, perversidad, orgullo, etc., etc.
İçimizde iyi gelişmiş MANEVİ VARLIK olmadan entelektüel bilgi, entelektüel kargaşa, sapkınlık, kibir, vb., vb. üretir.
Durante la Segunda Guerra Mundial millares de científicos desprovistos de todo elemento Espiritual en nombre de la ciencia y de la humanidad, cometieron crímenes espantosos con el propósito de hacer experimentos científicos.
İkinci Dünya Savaşı boyunca hiçbir Manevi unsuru olmayan binlerce bilim insanı, bilim ve insanlık adına bilimsel deneyler yapmak maksadıyla korkunç suçlar işlediler.
Necesitamos formarnos una poderosa cultura intelectual pero equilibrada tremendamente con la verdadera Espiritualidad consciente.
Güçlü bir entelektüel kültür oluşturmaya ihtiyacımız var, ancak gerçek şuurlu Maneviyat ile muazzam şekilde dengelenmiş olmalıdır.
Necesitamos una ETICA REVOLUCIONARIA y una PSICOLOGÍA REVOLUCIONARIA si es que de verdad queremos disolver el YO para desarrollar el SER legítimamente Espiritual en nosotros.
Eğer meşru biçimde içimizde Manevi VARLIĞI geliştirmek için BEN'i gerçekten çözmek istiyorsak, DEVRİMCİ BİR ETİĞE ve DEVRİMCİ BİR PSİKOLOJİYE ihtiyacımız var.
Es lamentable que por falta de AMOR las gentes utilicen el INTELECTO en forma destructiva.
SEVGİ eksikliği yüzünden insanların ENTELEKTİ yıkıcı bir şekilde kullanmaları esef vericidir.
Los alumnos y alumnas necesitan estudiar ciencias, historia, matemáticas, etc., etc.
Erkek ve kız öğrencilerin bilim, tarih, matematik, vb., vb. çalışmaları gerekir.
Se necesita adquirir los conocimientos vocacionales, con el propósito de ser útiles al prójimo.
Komşumuza faydalı olmak amacıyla, mesleki bilgiyi edinmek gereklidir.
Estudiar es necesario. Acumular conocimientos básicos es indispensable, pero el miedo no es indispensable.
Çalışmak gereklidir. Temel bilgiyi biriktirmek vazgeçilmezdir, fakat korku vazgeçilmez değildir.
Muchas gentes acumulan conocimientos por miedo; tienen Miedo a la vida, a la muerte, al hambre, a la miseria, al qué dirán, etc., y por ese motivo estudian.
Pek çok insan korkudan dolayı bilgi biriktirir; onların yaşama, ölüme, açlığa, sefalete, başkalarının ne diyeceğine dair Korkuları (Miedo) vardır vb., ve bu sebepten dolayı çalışırlar.
Se debe estudiar por Amor a nuestros semejantes con el anhelo de servirles mejor, pero jamás se debe estudiar por miedo.
Kişi insan kardeşlerine daha iyi hizmet etme arzusu ile onlara olan Sevgisinden dolayı çalışmalıdır, fakat kişi asla korkudan dolayı çalışmamalıdır.
En la vida práctica hemos podido comprobar que todos aquellos estudiantes que estudian por miedo, tarde o temprano se convierten en bribones.
Pratik hayatta, korkudan dolayı çalışan tüm bu öğrencilerin, er ya da geç dolandırıcılara dönüştüklerini doğrulayabildik.
Necesitamos sincerarnos con nosotros mismos para auto-observarnos y descubrir en nosotros mismos todos los procesos del miedo.
Kendimizi gözlemlemek ve içimizdeki bilumum korku süreçlerini keşfetmek için kendimize karşı samimi olmaya ihtiyacımız var.
No debemos olvidar jamás en la vida que el miedo tiene muchas fases. A veces el miedo se confunde con el valor. Los soldados en el campo de batalla parecen muy valerosos pero en realidad se muével y pelean debido al miedo. El suicida también parece a simple vista muy valeroso pero en realidad es un cobarde que le tiene miedo a la vida.
Hayatta korkunun pek çok aşaması olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Bazen korku cesaret ile karıştırılır. Savaş alanındaki askerler çok cesur görünürler fakat gerçekte korkudan dolayı hareket eder ve savaşırlar. İntihar eden kimse de ilk bakışta çok cesur görünür fakat gerçekte yaşamaktan korkan bir korkaktır.
Todo bribón en la vida aparenta ser muy valeroso pero en el fondo es un cobarde.
Hayatta her dolandırıcı çok cesurmuş gibi davranır ama derinlerde bir korkaktır.
Los bribones suelen utilizar la profesión y el poder en forma destructiva cuando tienen miedo. Ejemplo; Castro Rúa; en Cuba.
Dolandırıcılar genellikle korktukları zaman mesleklerini ve güçlerini yıkıcı bir şekilde kullanırlar. Örnek; Küba'daki Castro Rúa.
Nosotros jamás nos pronunciamos contra la experiencia de la vida práctica ni contra el cultivo del intelecto, pero condenamos la falta de AMOR.
Biz pratikteki yaşamın tecrübelerine veya entelektüel eğitime hiçbir zaman karşı çıkmıyoruz, fakat biz SEVGİ eksikliğini kınıyoruz.
El conocimiento y las experiencias de la vida resultan destructivas cuando falta el AMOR.
Bilgi ve yaşamın tecrübeleri SEVGİ eksik olduğunda yıkıcı hale gelmektedir.
EL EGO suele atrapar las experiencias y los conocimientos intelectuales cuando existe ausencia de eso que se llanta AMOR.
EGO genellikle SEVGİ denen şeyin yokluğu olduğunda, tecrübeleri ve entelektüel bilgiyi tuzağa düşürür.
EL EGO abusa de las experiencias y del intelecto cuando los utiliza para robustecerse.
EGO tecrübeleri ve entelekti kendisini sağlamlaştırmak için kullandığı zaman, onları suistimal eder.
Desintegrando el EGO, YO, MI MISMO, las experiencias y el Intelecto quedan en manos del SER INTIMO y todo abuso se hace entonces imposible.
EGO'yu, BEN'i, KENDİMİ yok ederek, tecrübeler ve Entelekt SAMİMİ VARLIĞIN ellerine kalır ve böylece herhangi bir suistimal imkânsız hale gelir.
Todo estudiante debe orientarse por el camino vocacional y estudiar muy a fondo todas las teorías que se relacionen con su vocación.
Her bir öğrenci kendisini mesleki yola doğru yönlendirmeli ve kendi mesleğine (vocation) ilişkin olan tüm teorileri çok derinlemesine çalışmalıdır.
El estudio, el intelecto, no perjudican a nadie mas no debemos abusar del intelecto.
Çalışmak, entelekt, kimseye zarar vermez ancak entelekti suistimal etmemeliyiz.
Necesitamos estudiar para no abusar de la mente. Abusa de la mente quien quiere estudiar las teorías de distintas vocaciones, quien quiere dañar a otros con el intelecto, quien ejerce violencia sobre la mente ajena, etc. etc. etc.
Zihni suistimal etmemek için çalışmaya ihtiyacımız var. Çeşitli mesleklerin teorilerini çalışmak isteyen kimse, entelekt ile başkalarına zarar vermek isteyen kimse, bir başkasının zihni üzerinde şiddet uygulayan kimse, vb. vb. vb. zihni suistimal eder.
Es necesario estudiar las materias profesionales y las materias espirituales para tener une mente equilibrada.
Dengeli bir zihne sahip olmak için mesleki konuları ve manevi konuları çalışmak gereklidir.
Es URGENTE llegar a la SÍNTESIS intelectual y a la síntesis Espiritual si es que de verdad queremos una mente equilibrada.
Eğer gerçekten dengeli bir zihne sahip olmak istiyorsak, entelektüel SENTEZE ve Manevi senteze ulaşmak ACİLDİR.
Los Maestros y Maestras de Escuelas, colegios, Universidades, etc., deben estudiar a fondo nuestra Sicología Revolucionaria si es que de verdad quieren conducir a sus estudiantes por el camino de la REVOLUCIÓN FUNDAMENTAL.
Okullardaki, kolejlerdeki, Üniversitelerdeki erkek ve kadın Öğretmenler'in, eğer gerçekten kendi öğrencilerini TEMEL DEVRİMİN yoluna yönlendirmek istiyorlarsa, Devrimci Psikolojimizi derinlemesine çalışmaları gerekir.
Es necesario que los estudiantes adquieran el SER ESPIRITUAL, desarrollen en sí mismos el SER VERDADERO, para que salgan de la Escuela convertidos en individuos responsables y no en estúpidos BRIBONES.
Okuldan sorumlu bireyler olarak ve aptal DOLANDIRICILAR olarak değil de, dönüştürülmüş halde ayrılmaları için öğrencilerin MANEVİ VARLIĞI edinmeleri, kendi içlerinde GERÇEK VARLIĞI geliştirmeleri gereklidir.
De nada sirve la Sabiduría sin Amor. El Intelecto sin Amor sólo produce Bribones.
Sevgi olmaksızın Bilgelik hiçbir işe yaramaz. Sevgi olmaksızın Entelekt sadece Dolandırıcılar üretir.
La Sabiduría en sí misma es Sustancia Atómica, capital Atómico que solo debe ser administrado por individuos llenos de verdadero Amor.
Bilgelik kendi içerisinde Atomik Töz'dür, sadece gerçek Sevgi ile dolu bireyler tarafından yönetilmesi gereken Atomik sermayedir.
Deneyiminizi iyileştirmek ve platform kullanımını analiz etmek için kendi çerezlerimizi ve üçüncü taraf çerezlerini kullanıyoruz. Tümünü kabul edebilir, reddedebilir veya tercihlerinizi yapılandırabilirsiniz.