Educación Fundamental

Generosidad

Es necesario amar y ser amado, pero para desgracia del mundo las gentes ni aman ni son amadas.

Sevmek ve sevilmek gereklidir, fakat ne yazık ki dünya için insanlar ne severler ne de sevilirler.

Eso que se llama amor es algo desconocido para las gentes y lo confunden fácilmente con la pasión y con el temor.

Aşk denilen şey insanlar için bilinmeyen bir şeydir ve onu kolaylıkla tutku ve korku ile karıştırırlar.

Si las gentes pudieran amar y ser amadas, las guerras serían completamente imposibles sobre la faz de la tierra.

Eğer insanlar sevebilseydi ve sevilebilseydi, yeryüzünde savaşlar tamamen imkansız olurdu.

Muchos matrimonios que podrían verdaderamente ser felices, desgraciadamente no lo son debido a los viejos resentimientos acumulados en la memoria.

Gerçekten mutlu olabilecek birçok evlilik, ne yazık ki hafızada biriken eski kırgınlıklar nedeniyle mutlu değildir.

Si los cónyuges tuvieran generosidad, olvidarían el pasado doloroso y vivirían en plenitud, llenos de verdadera felicidad.

Eğer eşlerin cömertliği olsaydı, acı dolu geçmişi unutur ve gerçek mutlulukla dolu bir bütünlük içinde yaşarlardı.

La mente mata al amor, lo destruye. Las experiencias, los viejos disgustos, los antiguos celos, todo esto acumulado en la memoria, destruye el amor.

Zihin aşkı öldürür, yok eder. Deneyimler, eski hoşnutsuzluklar, eski kıskançlıklar, hafızada biriken tüm bunlar aşkı yok eder.

Muchas esposas resentidas podrían ser felices si tuvieran generosidad suficiente como para olvidar el pasado y vivir en el presente adorando al esposo.

Pek çok dargın eş, geçmişi unutacak ve şimdiki zamanda kocasını taparcasına severek yaşayacak kadar cömertliğe sahip olsaydı mutlu olabilirdi.

Muchos maridos podrían ser verdaderamente felices con sus esposas si tuvieran generosidad suficiente, como para perdonar viejos errores y echar al olvido rencillas y sinsabores acumulados en la memoria.

Pek çok koca, eski hataları affedecek ve hafızada biriken kavgaları ve dertleri unutturacak kadar cömertliğe sahip olsaydı eşleriyle gerçekten mutlu olabilirdi.

Es necesario, es urgente que los matrimonios comprendan la honda significación del momento.

Evli çiftlerin anın derin anlamını kavraması gerekmektedir, bu acildir.

Esposos y esposas deben sentirse siempre como recién casados, olvidando lo pasado y viviendo alegremente en el presente.

Koca ve eşler her zaman geçmişi unutarak ve neşe içinde şimdiki zamanı yaşayarak, yeni evliler gibi hissetmelidirler.

El amor y los resentimientos son substancias atómicas incompatibles. En el amor no puede existir resentimientos de ninguna especie. El amor es eterno perdón.

Aşk ve kırgınlıklar uyumsuz atomik maddelerdir. Aşkta hiçbir türden kırgınlık olamaz. Aşk sonsuz lütuftur.

Existe amor en aquellos que sienten angustia verdadera por los sufrimientos de sus amigos y enemigos. Existe amor verdadero en aquel que de todo corazón trabaja por el bienestar de los humildes, de los pobres, de los necesitados.

Dostlarının ve düşmanlarının çektiklerinden ötürü derin keder duyanlarda aşk vardır. Tüm kalbiyle mütevazıların, fakirlerin, muhtaçların refahı için çalışan kimsede gerçek aşk vardır.

Existe amor en aquel que de manera espontánea y natural siente simpatía por el campesino que riega el surco con su sudor, por el aldeano que sufre, por el mendigo que pide una moneda y por el humilde perro angustiado y enfermo que fallece de hambre a la vera del camino.

Kan ter içinde ekiyini sulayan çiftçiye, acı çeken köylüye, para isteyen dilenciye, ve yol kenarında açlıktan ölmekte olan zavallı ve perişan köpeğe doğal bir şekilde ve içtenlikle sempati duyan kimsede aşk vardır.

Cuando de todo corazón ayudamos a alguien, cuando en forma natural y espontánea cuidamos el árbol y regamos las flores del jardín sin que nadie nos lo exija, hay auténtica generosidad, verdadera simpatía, verdadero amor.

Birisine tüm kalbimizle yardım ettiğimizde, doğal ve içten bir şekilde kimsenin bizden istemesine gerek kalmadan ağaçla ilgilendiğimizde ve bahçedeki çiçekleri suladığımızda, o zaman gerçek cömertlik, gerçek sempati, gerçek aşk vardır.

Desafortunadamente para el mundo, las gentes no tienen verdadera generosidad.

Ne yazık ki dünya için insanların gerçek cömertliği yoktur.

Las gentes solo se preocupan por sus propios logros egoístas, anhelos, éxitos, conocimientos, experiencias, sufrimientos, placeres, etc. etc.

İnsanlar sadece kendi bencil kazançları, arzuları, başarıları, bilgileri, deneyimleri, acıları, zevkleri vb. ile ilgilenirler.

En el mundo existen muchas personas, que solo poseen falsa generosidad. Existe falsa generosidad en el político astuto, en el zorro electoral que derrocha dineros con el propósito egoísta de conseguir poder, prestigio, posición, riquezas, etc., etc. No debemos confundir gato con liebre.

Dünyada sadece sahte cömertliğe sahip pek çok insan vardır. Güç, prestij, makam, zenginlik vb. elde etmek gibi bencilce bir amaçla para savuran kurnaz politikacıda, seçim kurnazında sahte cömertlik mevcuttur. Kediyi tavşan ile karıştırmamalıyız.

La verdadera generosidad es absolutamente desinteresada, pero fácilmente se puede confundir con la falsa generosidad egoísta de los zorros de la política, de los pillos capitalistas, de los sátiros que codician una mujer, etc. etc.

Gerçek cömertlik kesinlikle çıkarsızdır, fakat politik kurnazların, kapitalist düzenbazların, bir kadına imrenen hovardaların vb. sahte bencil cömertliği ile kolayca karıştırılabilir.

Debemos ser generosos de corazón. La generosidad verdadera no es de la Mente, la generosidad auténtica es el perfume del corazón.

Kalpten cömert olmalıyız. Gerçek cömertlik Zihinden gelmez, otantik cömertlik kalbin parfümüdür.

Si las gentes tuvieran generosidad olvidarían todos los resentimientos acumulados en la memoria, todas las experiencias dolorosas de los muchos ayeres y aprendieran a vivir de momento en momento, siempre felices, siempre generosos, llenos de verdadera sinceridad.

Eğer insanlar cömertliğe sahip olsaydı, hafızada biriken tüm kızgınlıkları, onca dünün bütün acı dolu tecrübelerini unutur, her zaman mutlu, her zaman cömert, gerçek samimiyetle dopdolu bir şekilde andan ana yaşamayı öğrenirlerdi.

Desgraciadamente el YO es memoria y vive en el pasado, quiere siempre volver al pasado. El pasado acaba con las gentes, destruye la felicidad, mata el amor.

Ne yazık ki BENLİK bir hafızadır ve geçmişte yaşar, daima geçmişe dönmek ister. Geçmiş insanın sonunu getirir, mutluluğu yok eder, sevmek eylemini öldürür.

La mente embotellada en el pasado jamás puede comprender en forma íntegra la honda significación del momento en que vivimos.

Geçmişe hapsolmuş bir zihin, içinde yaşadığımız anın derin önemini hiçbir şekilde bütünlüğü ile idrak edemez.

Son muchas las gentes que nos escriben buscando consuelo, pidiendo un bálsamo precioso para sanar su adolorido corazón, más son pocos aquellos que se preocupan por consolar al afligido.

Bize yazıp teselli arayan, kederli kalplerini onarmak için kıymetli bir melhem isteyen pek çok kimse vardır ama dertlilere teselli vermek için uğraşan kişilere nadir rastlanır.

Son muchas las personas que nos escriben para relatamos el estado miserable en que viven, pero son raros aquellos que parten el único pan que les ha de alimentar para compartirlo con los otros necesitados.

Bize yazıp yaşadıkları acınası durumu itiraf eden çok insan vardır, lakin bir tek yiyeceklerini çıkaracak o ekmeği elinde tutup diğer ihtiyaç sahipleriyle bölüşenleri nadiren görebilirsiniz.

No quieren las gentes entender que detrás de todo efecto existe una causa y que solo alterando la causa modificamos el efecto.

İnsanlar her sonucun arkasında bir neden yattığını ve ancak nedeni değiştirerek sonucu değiştirebileceğimiz gerçeğini idrak etmek istemezler.

El YO, nuestro querido YO, es energía que ha vivido en nuestros antecesores y que ha originado ciertas causas pretéritas cuyos efectos presentes condicionan nuestra existencia.

BENLİK, canımız ciğerimiz BENLİĞİMİZ, bizim ecdadımızda yaşamış olan ve güncel durumu varlığımızı koşullandıran etkilerini yaratan o geçmiş sebeplere zemin hazırlayan enerjidir.

Necesitamos GENEROSIDAD para modificar causas y transformar efectos. Necesitamos generosidad para dirigir sabiamente el barco de nuestra existencia.

Nedeni değiştirmek ve sonucu dönüştürmek için CÖMERTLİĞE ihtiyaç duyarız. Yüce seyr-ü seferimizi, hayat gemimizi bilgece yönetmek için cömertliğe muhtacız.

Necesitamos generosidad para transformar radicalmente nuestra propia vida.

Kendi yaşantımızı kökten bir şeklide dönüştürmek için cömertliğe ihtiyacımız var.

La legítima generosidad efectiva no es de la mente. La auténtica simpatía y el verdadero afecto sincero, jamás pueden ser el resultado del miedo.

Nizami tesirli cömertlik zihinden gelmez. Otantik sempati ve hakiki hissi aidiyet ile gerçek bir merhamet korkunun neticesi olamaz.

Es necesario comprender que el miedo destruye la simpatía, acaba con la generosidad del corazón y aniquila en nosotros el perfume delicioso del AMOR.

Korkunun sempatiyi paramparça ettiğini, kalbin taşıdığı o cömertliğin sonunu getirdiğini ve içimizdeki AŞK adındaki o enfes güzelim kokuya son verdiğini bilmemiz lazımdır.

El miedo es la raíz de toda corrupción, el origen secreto de toda guerra, el veneno mortal que degenera y mata.

Korku, tüm çürümüşlüklerin öz kaynğıdır, tüm savaşın o gizli başlangıç noktasıdır, dejenere eden ve can alan ölümcül bir zehirdir.

Los maestros y maestras de escuelas, colegios y universidades deben comprender la necesidad de encaminar a sus alumnos y alumnas por la senda de la generosidad verdadera, el valor, y la sinceridad del corazón.

Okullar, liseler ve üniversitelerdeki öğretmenlerin kız ve erkek öğrencilerini gerçek cömertliğin, cesaretin merhametin ve kalpten gelen o samimiyetin yönüne yönlendirme vazifesinin zorunluluk olduğunu idrak etmeliler.

Las gentes rancias y torpes de la pasada generación, en vez de comprender lo que es ese veneno del miedo, lo cultivaron como flor fatal de invernadero. El resultado de semejante proceder fue la corrupción, el caos y la anarquía.

İçinde bulunduğumuz yüzyılın bir önceki neslinin küflü ve ahmakça düşünceleri olan o geçmiş jenerasyonun şahısları, korkunun getirdiği zehrin mahiyetini idrak etmek yerine o tutkuyu adeta bir sera çiçeği gibi besleyip büyüttüler. Böylece yapılan böylesi bir davranış biçiminin eyleminin sonuçları bize rüşvet, yozlaşma, sarsıntı anarşi ve kaos ile geldi.

Los maestros y maestras deben comprender la hora en que vivimos, el estado crítico en que nos encontramos y la necesidad de levantar las nuevas generaciones sobre las bases de una ética revolucionaria que esté a tono con la era atómica que en estos instantes de angustia y de dolor se está iniciando entre el augusto tronar del pensamiento.

Öğretmenler içinde bulunduğumuz bu saatleri, mevcut durumumuz gerçeğinin içinde düştüğümüz bu anın ciddiyet derecesini; işte böylesi düşüncenin sarsıcı doğuşu anlarının arasındaki keder ve ızdırap yüklü çağımız devrinin nükleer dönem gerçeği boyutuna adapte edilmiş kural devrimci etiğin ilkeleri üstünde yükselecek yeni modern çağ jenerasyonu yetirme gerekliliğini algılamalılar.

LA EDUCACIÓN FUNDAMENTAL se basa en una sicología revolucionaria y en una ética revolucionaria, acordes con el nuevo ritmo vibratorio de la nueva era.

TEMEL EĞİTİM, yepyeni teknoloji çağının yeni dönemki o yepyeni frekans ritmine birebir uyum sağlayarak, inkılapçı ruha bürünmüş radikal bir felsefenin etiği ile psikolojisine güvenir.

El sentido de cooperación habrá de desplazar totalmente al horrible batallar de la competencia egoísta. Se hace imposible saber cooperar cuando excluimos el principio de generosidad efectiva y revolucionaria.

Birlikte hareketin ortak yardımlaşmadaki maneviyat anlayışı, kıskanç ve o bencil hırs temelli devasa bir dövüşçü egoizmini tamamı ile bertaraf etmek sureti ile son buldurmalıdır. Nizami devrimci ruhu olan o kesin net ve keskin bir cömertlik temel dayanağı ortadan kalktığında biliniz ki bizim için işbirlikçi destek anlayışı ve yardımlaşmak durumu ebediyen olanaksızlaşacaktır.

Es urgente comprender en forma íntegra, no sólo en el nivel intelectual, sino también en los distintos recovecos inconscientes de la mente inconsciente y subconsciente lo que es la falta de generosidad y el horror del egoísmo. Solo haciendo conciencia de lo que es en nosotros el egoísmo y la falta de generosidad brota en nuestro corazón la fragancia deliciosa del VERDADERO AMOR y de la EFECTIVA GENEROSIDAD que no es de la mente.

Bencilliğin verdiği o tüyler ürperten gerçekliği ile cömertliğin eksikliğinin mahiyetinin aslında en tam ne halde ne olduğunu en temel anlamıyla yalnız akılla aydınlık biçimde analitik bir düzey ile de yetinmeyerek aksine bilakis bilinçdışının şuur altına itilmiş tüm zihin kıvrımlarımızın arka planına kadar inereken bunu hemen eksiksiz hatasız ve tam bir kesin form dahilinde bütüncül kavranması çok büyük ama acil bir görevdir. İçimizdeki benmerkezci düşüncenin ne anlama geldiğinin ve ne şekillerle işlediğinin idraki neticesinde, ayrıca cömertliğin aslıyeten kaybının yarattığını fark etmeye başlayıp bunu tam hissettiğimiz noktadan sonra zihin yapısından peyda olmayan o gerçek şevk EFREKTİF CÖMERTLİĞİN ve o HAKİKİ SEVGİNİN saf mis kokulu rüzgarları şelaleler misali içimizden taşarak kalbimizde uçuşmaya çiçekler açmaya başlayacaktır.

Çerez kullanımı

Deneyiminizi iyileştirmek ve platform kullanımını analiz etmek için kendi çerezlerimizi ve üçüncü taraf çerezlerini kullanıyoruz. Tümünü kabul edebilir, reddedebilir veya tercihlerinizi yapılandırabilirsiniz.