Educación Fundamental

Comprensión y Memoria

Recordar es tratar de almacenar en la Mente lo que hemos visto y oído, lo que hemos leído, lo que otras personas nos han dicho, lo que nos ha sucedido, etc. etc. etc.

Hatırlamak; gördüğümüz ve duyduğumuz şeyleri, okuduklarımızı, diğer insanların bize söylediklerini, başımıza gelenleri vb. vb. vb. Zihne depolamaya çalışmaktır.

Los maestros y maestras quieren que sus alumnos y alumnas almacenen en su memoria sus palabras, sus frases, lo que está escrito en los textos escolares, capítulos enteros, tareas abrumadoras, con todos sus puntos y comas, etc.

Erkek ve kadın öğretmenler; öğrencilerinin sözlerini, cümlelerini, okul kitaplarında yazılanları, bütün bölümleri, ezici ödevleri, tüm noktaları ve virgülleriyle ezberlemelerini, hafızalarına kaydetmelerini isterler.

Pasar exámenes significa rememorar lo que nos han dicho, lo que hemos leído mecánicamente, verbalizar memoria, repetir como papagayos, loros o cotorros, todo lo que tenemos almacenado en la memoria.

Sınavları geçmek; bize söylenenleri, mekanik olarak okuduklarımızı hatırlamak, hafızayı söze dökmek, papağanlar, makavlar veya kakadular gibi hafızamızda depoladığımız her şeyi tekrarlamak anlamına gelir.

Es necesario que la nueva generación entienda que repetir como disco de Radioconsola todas las grabaciones hechas en la memoria, no significa haber comprendido a fondo. Recordar no es comprender, de nada sirve recordar sin comprender, el recuerdo pertenece al pasado, es algo muerto, algo que ya no tiene vida.

Yeni neslin, hafızada yapılan tüm kayıtları bir Radyo konsolu plağı gibi tekrarlamanın, derinlemesine anlamış olmak anlamına gelmediğini anlaması gereklidir. Hatırlamak anlamak demek değildir, anlamadan hatırlamanın hiçbir yararı yoktur, hatıra geçmişe aittir, ölü bir şeydir, artık yaşamı olmayan bir şeydir.

Es indispensable, es urgente y de palpitante actualidad que todos los alumnos y alumnas de escuelas, colegios y universidades entiendan realmente el hondo significado de la profunda comprensión.

Okullardaki, kolejlerdeki ve üniversitelerdeki tüm kız ve erkek öğrencilerin, derin anlayışın derin anlamını gerçekten anlamaları elzemdir, acildir ve son derece günceldir.

COMPRENDER es algo inmediato, directo, algo que vivenciamos intensamente, algo que experimentamos muy profundamente y que inevitablemente viene a convertirse en el verdadero RESORTE íntimo de la acción consciente.

ANLAMAK anlık, doğrudan bir şeydir, yoğun bir şekilde yaşadığımız bir şeydir, çok derin bir şekilde deneyimlediğimiz bir şeydir ve kaçınılmaz olarak bilinçli eylemin gerçek içsel YAYI haline gelir.

Recordar, rememorar es algo muerto, pertenece al pasado y desgraciadamente se convierte en ideal, en lema, en idea, en idealismo que queremos imitar mecánicamente y seguir inconscientemente.

Hatırlamak, anımsamak ölü bir şeydir, geçmişe aittir ve ne yazık ki mekanik olarak taklit etmek ve bilinçsizce takip etmek istediğimiz bir ideale, bir slogana, bir fikre, bir idealizme dönüşür.

En la COMPRENSIÓN VERDADERA, en la comprensión profunda, en la íntima comprensión de fondo sólo hay presión íntima de la conciencia, presión constante nacida de la esencia que llevamos dentro y eso es todo.

GERÇEK ANLAYIŞTA, derin anlayışta, içsel arka plan anlayışında sadece bilincin içsel baskısı vardır, içimizde taşıdığımız özden doğan sürekli bir baskı vardır ve hepsi bu kadardır.

La comprensión auténtica se manifiesta como acción espontánea, natural, sencilla, libre del proceso deprimente de la elección; pura sin indecisiones de ninguna especie. La COMPRENSIÓN convertida en RESORTE SECRETO de la acción es formidable, maravillosa, edificante y esencialmente dignificante.

Otantik anlayış; seçimin iç karartıcı sürecinden özgürleşmiş, spontane, doğal, basit bir eylem olarak kendini gösterir; hiçbir türde kararsızlık içermeyen saf bir şekildedir. Eylemin GİZLİ YAYINA dönüştürülmüş ANLAYIŞ, zorlu, harika, ilham verici ve temelde onurlandırıcıdır.

La acción basada en la recordación de lo que hemos leído, del ideal al que aspiramos, de la norma, de conducta que nos han enseñado, de las experiencias acumuladas en la memoria, etc., es calculadora, depende de la opción deprimente, es dualista, se basa en la elección conceptual y sólo conduce inevitablemente al error y al dolor,

Okuduklarımıza, arzuladığımız ideale, normlara, bize öğretilen davranış biçimine, hafızada biriken deneyimlere dayanarak hatırlamaya dayalı eylem, hesaplayıcıdır, iç karartıcı seçeneğe bağlıdır, dualistiktir, kavramsal seçime dayanır ve bizi kaçınılmaz olarak sadece hataya ve acıya götürür.

Eso de acomodar la acción a la recordación, eso de tratar de modificar la acción para que coincida con los recuerdos acumulados en la memoria, es algo artificioso, absurdo sin espontaneidad y que inevitablemente sólo puede conducimos al error y al dolor.

Eylemi hatırlamaya uydurmak, eylemi hafızada biriken anılarla örtüşecek şekilde değiştirmeye çalışmak yapaydır, kendiliğindenlikten yoksundur absürttür ve kaçınılmaz olarak bizi sadece hataya ve acıya götürebilir.

Eso de pasar exámenes, eso de pasar año, lo hace cualquier mentecato que tenga una buena dosis de astucia y memoria.

O sınav geçme işini, o sınıfı geçme işini, iyi bir kurnazlık ve hafıza dozuna sahip herhangi bir ahmak da yapar.

Comprender las materias que se han estudiado y en las cuales se nos va a examinar, es algo muy distinto, nada tiene que ver con la memoria, perteneces la verdadera inteligencia que no debe ser confundida con el intelectualismo.

Çalışılan ve kendilerinden sınava tabi tutulacağımız konuları anlamak çok farklı bir şeydir, hafıza ile ilgisi yoktur, entelektüalizmle karıştırılmaması gereken gerçek zekaya aittir.

Aquellas personas que quieren basar todos los actos de su vida en los ideales, teorías y recuerdos de toda especie acumulados en las bodegas de la memoria, andan siempre de comparación en comparación y donde existe comparación existe también la envidia. Esas gentes comparan sus personas, sus familiares, sus hijos con los hijos del vecino, con las personas vecinas. Comparan su casa, sus muebles, sus ropas, todas sus cosas, con las cosas del vecino o de los vecinos o del prójimo. Comparan sus ideas, la inteligencia de sus hijos con las ideas de otras gentes, con la inteligencia de otras personas y viene la envidia que se convierte entonces en el resorte secreto de la acción.

Hayatlarındaki tüm eylemleri hafızanın mahzenlerinde biriken her türlü ideallere, teorilere ve anılara dayandırmak isteyen insanlar, her zaman kıyaslamadan kıyaslamaya giderler ve kıyaslamanın olduğu yerde kıskançlık da vardır. Bu insanlar kendilerini, akrabalarını, çocuklarını komşularının çocuklarıyla, çevrelerindeki komşularla kıyaslarlar. Evlerini, mobilyalarını, kıyafetlerini, bütün eşyalarını komşunun veya komşuların veya hemcinslerinin eşyalarıyla kıyaslarlar. Fikirlerini, çocuklarının zekasını başka insanların fikirleriyle, başka kişilerin zekasıyla kıyaslarlar ve o zaman eylemin gizli yayı haline dönüşen kıskançlık ortaya çıkar.

Para desgracia del mundo todo el mecanismo de la sociedad se basa en la envidia y el espíritu adquisitivo. Todo el mundo envidia a todo el mundo. Envidiamos las ideas, las cosas, las personas y queremos adquirir dinero y más dinero, nuevas teorías, nuevas ideas que acumulamos en la memoria, nuevas cosas para deslumbrar a nuestros semejantes, etc.

Dünyanın mutsuzluğu adına toplumun bütün mekanizması kıskançlık ve edinme ruhuna dayanmaktadır. Herkes herkesi kıskanıyor. Fikirleri, şeyleri, kişileri kıskanıyoruz ve paramıza para katmak, hafızaya aldığımız yeni teoriler edinmek, biriktirdiğimiz yeni fikirler edinmek, çevremizdekileri gözlerini kamaştırmak için yeni şeyler elde etmek istiyoruz vb.

En la COMPRENSIÓN VERDADERA, legítima, auténtica, existe verdadero amor y no mera verbalizáción de la memoria.

GERÇEK, yasal, otantik ANLAYIŞTA, sadece hafızanın sözelleştirilmesi değil, gerçek aşk vardır.

Las cosas que se recuerdan, aquello que se le confía a la memoria, pronto cae en el olvido porque la memoria es infiel. Los estudiantes depositan en los almacenes de la memoria, ideales, teorías, textos completos que de nada sirven en la vida práctica porque al fin desaparecen de la memoria sin dejar rastro alguno.

Hatırlanan şeyler, hafızaya emanet edilen şeyler, kısa sürede unutulur çünkü hafıza sadakatsizdir. Öğrenciler pratik hayatta hiçbir işe yaramayan idealleri, teorileri ve tam metinleri hafızanın mahzenlerinde depolarlar çünkü sonunda hiçbir iz bırakmadan hafızadan kaybolup giderler.

Las gentes que solo viven leyendo y leyendo mecánicamente, las gentes que gozan almacenando teorías entre las bodegas de la memoria destruyen la mente, la dañan miserablemente.

Yalnızca okumak ve mekanik olarak okumak için yaşayan insanlar, hafızanın mahzenleri arasında teori biriktirmekten zevk alan insanlar, zihinlerini mahvederler, perişan bir şekilde ona zarar verirler.

Nosotros no nos pronunciamos contra el verdadero estudio profundo y consciente basado en la comprensión de fondo. Nosotros solo condenamos los métodos anticuados de la pedagogía extemporánea. Condenamos todo sistema mecánico de estudio, toda memorización, etc. La recordación sale sobrando donde existe verdadera comprensión.

Biz, temel bir anlayışa dayalı, derin ve gerçek bilinçli bir çalışma aleyhinde bulunmuyoruz. Biz Sadece dönemin dışındaki pedagojinin demode yöntemlerini kınıyoruz. Ezberci eğitim sistemini, her türlü ezberciliği vb. mahkum ediyoruz. Gerçek anlayışın olduğu yerde hatırlamak gereksizdir.

Necesitamos estudiar, se necesitan los libros útiles, se necesitan los maestros y maestras de escuela, colegios, universidades. Se necesita el GURÚ, los guías espirituales, mahatmas, etc. pero es necesario comprender en forma integra las enseñanzas y no meramente depositarlas entre las bodegas de la infiel memoria.

Çalışmaya ihtiyacımız var, faydalı kitaplara gereksinimimiz var, okullarda, kolejlerde ve üniversitelerde erkek ve kadın öğretmenlere ihtiyacımız var. GURUYA, ruhani rehberlere, mahatmalara vb. çok ihtiyaç vardır, ancak öğretileri bütünsel olarak anlamak ve onları sadece sadakatsiz olan hafızanın mahzenlerinde depolamamak gereklidir.

Jamás podremos ser verdaderamente libres mientras tengamos el mal gusto de estarnos comparando así mismos con el recuerdo acumulado en la memoria, con el ideal, con lo que ambicionamos llegar a ser y no somos, etc. etc.

Hafızamızda birikenlerle, bir idealle, olmak için hırs yaptığımız ama olmadığımız şeyle kendimizi sürekli olarak kıyaslamak gibi kötü bir zevke sahip olduğumuz sürece asla gerçekten özgür olamayız vb. vb.

Cuando verdaderamente comprendamos las enseñanzas recibidas, no necesitamos recordarlas en la memoria, ni convertirlas en ideales.

Aldığımız öğretileri gerçekten anladığımızda, onları hafızamızda hatırlamaya veya onları ideallere dönüştürmeye ihtiyacımız yoktur.

Donde existe comparación de lo que somos aquí y ahora con lo que queremos llegar a ser más tarde, donde existe comparación de nuestra vida práctica con el ideal o modelo al cual queremos acomodarnos, no puede existir verdadero amor. Toda comparación es abominable, toda comparación trae miedo, envidia, orgullo, etc. Miedo de no lograr lo que queremos, envidia por el progreso ajeno, orgullo porque nos creemos superiores a los demás. Lo importante en la vida práctica en que vivimos, ya seamos feos, envidiosos, egoístas, codiciosos, etc., es no presumir de santos, partir de cero absoluto, y comprendernos así mismos profundamente, tal como somos y no como queremos llegar a ser o como presumimos ser.

Burada ve şimdi olduğumuz şeyle daha sonra olmak istediğimiz şeyin kıyaslandığı yerde, pratik hayatımızın uyum sağlamak istediğimiz ideal veya modelle kıyaslandığı yerde gerçek aşk var olamaz. Her kıyaslama iğrençtir, her kıyaslama korku, kıskançlık, kibir vb. getirir. İstediğimizi elde edememe korkusu, başkalarının ilerlemesine duyulan kıskançlık, kendimizi başkalarından üstün gördüğümüz için duyduğumuz kibir. İster çirkin, ister kıskanç, ister bencil, ister açgözlü vb. olalım, içinde yaşadığımız pratik hayatta önemli olan azizmiş gibi davranmamak, mutlak sıfırdan başlamak ve olmak istediğimiz veya olduğumuzu sandığımız gibi değil, tam da olduğumuz gibi kendimizi derinlemesine anlamaktır.

Es imposible disolver el YO, el MI MISMO, si no aprendemos a observamos, a percibir para comprender lo que realmente somos aquí y ahora en forma efectiva y absolutamente práctica.

Eğer kendimizi gözlemlemeyi, burada ve şimdi gerçekte ne olduğumuzu etkili ve kesinlikle pratik bir şekilde anlamak için algılamayı öğrenmezsek, BENLİĞİ, KENDİMİ yok etmek imkansızdır.

Si realmente queremos comprender debemos escuchar a nuestros maestros, maestras, gurús, sacerdotes, preceptores, guías espirituales, etc., etc.

Eğer gerçekten anlamak istiyorsak erkek ve kadın öğretmenlerimizi, guruları, rahipleri, eğitmenleri, ruhani rehberleri vb. vb. dinlemeliyiz.

Los muchachos, y muchachas de la nueva ola han perdido el sentido del respeto, de la veneración a nuestros padres, maestros, maestras, guías espirituales, gurús, mahatmas, etc.

Yeni neslin genç nesli, erkek ve kız çocukları, anne babalarımıza, erkek ve kadın öğretmenlerimize, ruhani rehberlerimize, gurularımıza, mahatmalarımıza vb. saygı duyma, hürmet etme hissini kaybettiler.

Es imposible comprender las enseñanzas cuando no sabemos venerar y respetar a nuestros padres, maestros, preceptores o guías espirituales.

Anne-babalarımıza, öğretmenlerimize, eğitmenlerimize veya ruhani rehberlerimize nasıl hürmet ve saygı göstereceğimizi bilmediğimizde öğretileri anlamak imkansızdır.

La simple recordación mecánica de lo que hemos aprendido sólo de memoria sin comprensión de fondo, mutua la mente y el corazón y engendra envidia, miedo, orgullo, etc.

Sadece ezberden öğrendiklerimizin derinlemesine anlaşılmaksızın ve mekanik bir şekilde hatırlanması, zihni ve kalbi sakatlar ve kıskançlık, korku, kibir vb. doğurur.

Cuando de verdad sabemos escuchar en forma consciente y profunda surge dentro de nosotros un poder maravilloso, una comprensión formidable, natural, sencilla, libre de todo proceso mecánico, libre de toda cerebración, libre de toda recordación.

Gerçekten bilinçli ve derin bir şekilde dinlemeyi bildiğimizde, içimizde harika bir güç, her türlü mekanik süreçten uzak, her türlü zihinsel faaliyetten uzak, her türlü hatırlamadan uzak harika, doğal, basit bir anlayış ortaya çıkar.

Si se descarga el cerebro del estudiante del enorme esfuerzo de memoria que debe realizar, será totalmente posible enseñar la estructura del núcleo y la tabla periódica de los elementos a los alumnos de segunda enseñanza y hacer comprender la relatividad y los Quanta a un bachiller.

Eğer öğrencinin beyni yapmak zorunda olduğu devasa hafıza çabasından kurtarılırsa, lise öğrencilerine çekirdeğin yapısını ve elementlerin periyodik tablosunu öğretmek ve bir lise mezununa göreliliği ve Kuantumları anlatmak tamamen mümkün olacaktır.

Como hemos platicado con algunos profesores y profesoras de escuelas secundarias comprendemos que se aterran con verdadero fanatismo a la vieja pedagogía anticuada y extemporánea. Quieren que los alumnos y alumnas aprendan todo de memoria aunque no lo comprendan.

Bazı lise erkek ve kadın öğretmenleriyle konuştuğumuzda, eski çağdışı ve dönemin gerisindeki pedagojiye gerçek bir fanatizmle tutunduklarını anlıyoruz. Kız ve erkek öğrencilerin anlamasalar bile her şeyi ezbere öğrenmelerini istiyorlar.

A veces aceptan que es mejor comprender que memorizar pero entonces insisten en que las fórmulas de física, química, matemáticas, etc. deben grabarse en la memoria.

Bazen anlamanın ezberlemekten daha iyi olduğunu kabul ederler ama sonra fizik, kimya, matematik vb. formüllerinin hafızaya kazınması gerektiğinde ısrar ederler.

Es claro que dicho concepto es: falso porque cuando una fórmula de física, química, matemáticas, etc, es debidamente comprendida no solo en el nivel intelectual, sino también en los otros niveles de la mente como son el inconsciente, subconsciente, infraconsciente etc. etc. etc. No se necesita grabar en la memoria, viene a formar parte de nuestra psiquis y puede manifestarse como conocimiento instintivo inmediato cuando circunstancias de la vida lo exigen.

Açıktır ki bu kavram: yanlıştır çünkü fizik, kimya, matematik vb. bir formül sadece entelektüel düzeyde değil, aynı zamanda bilinçdışı, bilinçaltı, infra-bilinç (bilinçaltı-altı) vb. vb. gibi zihnin diğer seviyelerinde de uygun şekilde anlaşıldığında, Hafızaya kazınmasına gerek yoktur, psişemizin bir parçası haline gelir ve hayatın şartları bunu gerektirdiğinde ani bir içgüdüsel bilgi olarak kendini gösterebilir.

Este conocimiento INTEGRO nos viene a dar una forma de OMNICIENCIA, un modo de manifestación consciente objetiva.

Bu BÜTÜNSEL bilgi bize bir tür HER ŞEYİ BİLME, nesnel bilinçli bir tezahür modu vermeye gelir.

Çerez kullanımı

Deneyiminizi iyileştirmek ve platform kullanımını analiz etmek için kendi çerezlerimizi ve üçüncü taraf çerezlerini kullanıyoruz. Tümünü kabul edebilir, reddedebilir veya tercihlerinizi yapılandırabilirsiniz.