Educación Fundamental

Que Pensar Como Pensar

En nuestro hogar y en la escuela, los padres de familia y maestros siempre nos dicen lo que debemos pensar pero jamás en la vida nos enseñan COMO PENSAR.

Evimizde ve okulda, ebeveynler ve öğretmenler daima bize ne düşünmemiz gerektiğini söylerler ancak hayatımız boyunca BİZE NASIL DÜŞÜNÜLECEĞİNİ asla öğretmezler.

Saber qué pensar es relativamente muy fácil. Nuestros padres, maestros, tutores, autores de libros, etc. etc. etc. cada uno es un dictador a su modo, cada cual quiere que pensemos en sus dictados, exigencias, teorías, prejuicios, etc.

Ne düşünüleceğini bilmek nispeten çok kolaydır. Ebeveynlerimiz, öğretmenlerimiz, eğitmenlerimiz, kitap yazarları, vb. vb. vb., her biri kendi tarzında bir diktatördür, her biri emirlerine, taleplerine, teorilerine, önyargılarına, vb. göre düşünmemizi ister.

Los dictadores de la mente abundan como la mala hierba. Existe por doquiera una tendencia perversa a esclavizar la mente ajena, a embotellarla, a obligarla a vivir dentro de determinadas normas, prejuicios, escuelas, etc.

Zihnin diktatörleri yabani otlar gibi çoğalır. Başkalarının zihnini köleleştirme, şişeleme, belirli normlar, önyargılar, okullar vb. içinde yaşamaya zorlama gibi sapkın bir eğilim her yerde mevcuttur.

Los millares y millones de DICTADORES de la mente jamás han querido respetar la libertad mental de nadie. Si alguien no piensa como ellos, es calificado de perverso, renegado, ignorante, etc. etc. etc.

Zihnin binlerce ve milyonlarca DİKTATÖRÜ şüphesiz hiç kimsenin zihinsel özgürlüğüne saygı duymak istememiştir. Biri onlar gibi düşünmezse sapkın, dönek, cahil vb. vb. vb. olarak nitelendirilir.

Todo el mundo quiere esclavizar a todo el mundo, todo el mundo quiere atropellar la libertad intelectual de los demás. Nadie quiere respetar la libertad del pensamiento ajeno. Cada cual se siente JUICIOSO, SABIO, MARAVILLOSO, y quiere como es natural que los demás sean como él, que lo convirtan en su modelo, que piensen como él.

Herkes herkesi köleleştirmek ister, herkes diğerlerinin entelektüel özgürlüğünü ayaklar altına almak ister. Kimse bir başkasının düşünce özgürlüğüne saygı duymak istemez. Herkes kendini YARGIÇ, BİLGE, HARİKA hisseder ve diğerlerinin doğal olarak onun gibi olmasını, onu modelleri haline getirmelerini, onun gibi düşünmelerini ister.

Se ha abusado demasiado de la mente. Observad los COMERCIANTES, y su propaganda a través del periódico, la radio, la televisión, etc. etc. etc.

Zihnin suistimali çok fazla olmuştur. TÜCCARLARI ve gazete, radyo, televizyon, vb. vb. vb. aracılığıyla yaptıkları propagandayı gözlemleyin.

La propaganda comercial se hace en forma dictatorial ¡Compre usted jabón tal! ¡Zapatos tal! ¡Tantos pesos! ¡Tantos dólares! ¡Compre ahora mismo! ¡Inmediatamente! ¡no lo deje para mañana! ¡tiene que ser inmediatamente! etc. Solo falta que digan si no obedece usted lo metemos a la cárcel, o lo asesinamos.

Ticari propaganda diktatöryal bir şekilde yapılır: Şu sabunu alın! Şu ayakkabıları! Şu kadar peso! Şu kadar dolar! Hemen satın alın! Derhal! yarına bırakmayın! derhal olmak zorundadır! vb. Sadece "Eğer itaat etmezsen seni hapse atarız ya da öldürürüz" demedikleri kalır.

El padre quiere meterle al hijo sus ideas a la fuerza y el maestro de escuela regaña, castiga y pone bajas calificaciones si el muchacho o la muchacha no aceptan DICTATORIALMENTE las ideas del maestro.

Baba kendi fikirlerini oğluna zorla kabul ettirmek isterken okuldaki öğretmen erkek çocuğu ya da kız çocuğu öğretmenin fikirlerini DİKTATÖRYAL bir biçimde kabul etmezse eğer azarlar, cezalandırır ve düşük notlar verir.

Media humanidad quiere esclavizar la mente ajena de la otra media humanidad. Esa tendencia a esclavizar la mente de los demás resalta a simple vista cuando estudiamos la página negra de la negra historia.

İnsanlığın bir yarısı insanlığın diğer yarısının zihnini köleleştirmek ister. Karanlık tarihin kara sayfasını incelediğimizde başkalarının zihnini köleleştirme eğilimi ilk bakışta öne çıkmaktadır.

Por doquiera han existido y existen SANGRIENTAS DICTADURAS empeñadas en esclavizar a los pueblos. Sangrientas dictaduras que dictan lo que la gente debe pensar. ¡Desgraciado aquel! que intenta pensar libremente: ese va inevitablemente a los campos de concentración, a la Siberia, a la cárcel, a los trabajos forzados, a la horca, al fusilamiento, al destierro, etc.

Halkları köleleştirmeye kararlı KANLI DİKTATÖRLÜKLER her yerde var olmuştur ve hala vardırlar. İnsanların ne düşünmesi gerektiğini dikte eden kanlı diktatörlükler. Ne kadar üzücü! Özgürce düşünmeye yeltenen için: o, kaçınılmaz olarak toplama kamplarına, Sibirya'ya, hapishaneye, zorunlu çalışmaya, darağacına, idam mangasına, sürgüne vb. gider.

Ni los MAESTROS y MAESTRAS, ni los PADRES DE FAMILIA, ni los libros, quieren enseñarle el COMO PENSAR.

Ne ERKEK ÖĞRETMENLER ne de KADIN ÖĞRETMENLER ne EBEVEYNLER ne de kitaplar; O'na NASIL DÜŞÜNÜLECEĞİNİ öğretmek istemezler.

A la gente le encanta es obligar a otros a pensar de acuerdo como creen que debe ser y es claro que cada cual en esto es un DICTADOR a su modo, cada cual se cree la última palabra, cada cual cree firmemente que todos los demás deben pensar como él, porque él es lo mejor de lo mejor.

İnsanlar başkalarını kendilerine göre olanı düşünmeye zorlamaktan zevk alırlar, bunda ve kendi tarzlarında her biri bir DİKTATÖR dür, bunu bu şekilde herkes bilir, her biri kesin kararı kendisinin verdiğine ve çünkü en iyilerinden de iyi olduğundan inancı katidir.

Padres de familia, maestros, patronos, etc. etc. etc., regañan y vuelven a regañar a sus subordinados.

Aileden olan ebeveynler, öğretmenler, patronlar vs,vs,vs. hepsi emri altında olanlarına bağırır çağırır tekrara düşerler.

Es espantosa esa horrible tendencia de la humanidad a faltarle el respeto a los demás, a atropellar la mente ajena, a enjaular, encerrar, esclavizar, encadenar el pensamiento ajeno.

Ötekileştirici ve insanlık denilen kısımdan zerre bir hürmet esirgeyenden o kafesinde o beyninin içini de yok edip o başlanılmayanı da hapseder şekilde olanını düşüncede de en esir edebilecek halli.

El marido quiere meterle a la mujer sus ideas en la cabeza y a la fuerza, su doctrina, sus ideas, etc. y la mujer quiere hacer lo mismo.

Karılarına onların içine eşi gibi aksettireceklerini ve bu inançlara vs, vb şeylerde kendi zorbalığı kadınında kendisi olmasını dileyecektir.

Muchas veces marido y mujer se divorcian por incompatibilidad de ideas.

Karı-kocalardaki düşünce eksikliği olarak evliliklerinde sonlarına çok çabuk kavuşmaktadır

No quieren los cónyuges comprender la necesidad de respetar la libertad intelectual ajena.

Çiftlerde o anlayamadıkları birbirlerinin diğerindeki entelektüel olan o saygınlığa dair kısmı bilemiyorlardır

Ningún cónyuge tiene derecho de esclavizar la mente de otro cónyuge. Cada cual es de hecho digno de respeto. Cada cual tiene derecho a pensar como quiera, a profesar su religión, a pertenecer al partido político que quiera.

Öyle bir eşin buna diğerin kafasında hiç bir etki ile zincireleme hakları asla ve kat-a yoktur her halükarda ki o değeri hakketti . Ki onun bile özgürlüğünden olabileceği her dine de yahut herhangi inandığı kendi var olana o da eş değerde serbesttir.

A los niños y niñas de la escuela se les obliga a pensar a la fuerza en tales y cuales ideas pero no se les enseña a manejar la mente.

Gittikleri bu yerlerde fikir ve o çocuklarla okulda onlara öğretilemeyen beyni kendisini zoraki kullandırabileceği şeylerle başbaşadırlar.

La mente de los niños es tierna, elástica, dúctil y la de los viejos está ya dura, fija, como arcilla en un molde, ya no cambia, ya no puede cambiar.

Çünkü bu olan çocuklar hep daha zihni açığa, esnemeye , olanın en ucu açık olaraktan yaştan da geçmiş olanlarında da nasıl bu toprağın sertliğine form aldığından onlardaki bir değişiklik de bir daha dönüşmeyecektir.

La mente de los niños y jóvenes es susceptible de muchos cambios, puede cambiar.

Olup da bir de çocukların da bu olanına varılabilecek değişiklik yapacaklar mevcuttur.

A los niños y a los jóvenes se les puede enseñar como PENSAR. A los viejos es muy difícil enseñarles COMO PENSAR porque ellos ya son como son y así mueren. Es muy raro encontrar en la vida algún viejo interesado en cambiar radicalmente.

Evet O NASIL DÜŞÜNÜLEBİLECEĞİ O ÇOCUKLARDA GENÇLERDE BUNUN öğretilebilirliğindedir ve ki en zor en ağır NASIL DÜŞÜNCEKSİNe YAŞLILAR da öğretemezsiniz bunlara sadece onlarda çünkü bunun ne değişimi için buna dair ne var olduğuna uğraşmaları çok zor da göze çarpan bir ilgidir asıl .

La mente de las gentes es moldeada desde la niñez. Eso es lo que padres y maestros de escuela prefieren hacer. Ellos gozan dándole forma a la mente de los niños y jóvenes.

Bir düşünün çocuklarının olanında dünden kalma olarak böyle o formdadırlar okuldan anne baba da öyle de bunu yapmayı seçen daha okullar öğretmenlerinden hepsi memnunluk şekle soktular işlerini yaparlarken

Mente metida en un molde es de hecho mente acondicionada, mente esclava.

Ne o şekilse de neye girdi ise o ve onu şartlandıranlara tutsak aklın kölesidir o .

Es necesario que los MAESTROS y MAESTRAS de escuela rompan los grilletes de la mente.

ERKEK VE KADIN öğretmenlerin zincirlerinin kırabileceği olmalıdır kısacası budur .

Es urgente que los maestros sepan dirigir la mente de los niños hacia la libertad verdadera para que no se dejen esclavizar más.

Zira öğretmen de asıl en acil esir alınamayacağı bir hür varlık özgür çocukluk beyne de onun orası aklından asıl yollar bir bildiğinden gitmesin tek amacı .

Es indispensable que los maestros le enseñen a los alumnos y alumnas COMO SE DEBE PENSAR.

Lafı en zaruridir NASIL DÜŞÜNÜLECEĞİ DERSİNİ erkek kız ayrımı olmaksınız okul olarak öğretmeni ona iletebilsine ..

Los maestros deben comprender la necesidad de enseñarle a los alumnos y alumnas el camino del análisis, la meditación, la comprensión.

O idrak yollarla asıl öğretilerin yol öğrencilere yürüyecek analize düşünmek idrakten bunlardan hepsinin anlamlı bir yol kavramlarını iletilmesidir.

Ninguna persona comprensiva debe aceptar jamás en forma dogmática nada. Es urgente primero investigar. Comprender, inquirir, antes de aceptar.

Bilinmemezlik dogmadan başka kimseye ilk olarakta idrak edeceklerine onu ilk anlamışına araştırmayada anlaması ne olarak da o inançlarına bunu sunamayız. .

En otras palabras diremos que no hay necesidad de aceptar, sino de investigar, analizar, meditar y comprender. Cuando la comprensión es plena, la aceptación es innecesaria.

Başkasındaki deyimi neyi analiz eden, idraklı olanın ya da redetmesi olmadan veyahutta inceden tam incelemeye alıp düşünüp anlayanları tam kabulünden o eksilik yok olandır ve kabule ne ihtiyac.

De nada sirve llenarnos la cabeza de información intelectual si al salir de la escuela NO SABEMOS PENSAR y Continuamos como AUTOMATAS VIVIENTES, como máquinas, repitiendo la misma rutina de nuestros padres, abuelos y tatarabuelos, etc.

Ne faydası eğer zekiyce ne okuldanda onu NASIL DÜŞÜNECEĞİ diye bilmemiz yok CANLI olan bir OTOMOT bir robotların onca bir kuşaksal o ailenin tekrarcı halinin herşeyde vb

Repetir siempre lo mismo, vivir vida de máquinas, de la casa a la oficina y de la oficina a la casa, casarse para convertirse en maquinitas de hacer niños, eso no es vivir y si para eso estudiamos, y para eso vamos a la escuela y al colegio y a la universidad durante diez o quince años, mejor sería no estudiar.

O o ofisin eve evin ve rutininin olduğu ve ufak çocuğunu da tekrarlanması yapanlar öyle değilde şayet bir daha o da yirmi hatta değil lisede kolej ne kadar üniversitesiyse eger okuyan ya en uygunu o da hiç bir eğitimi bu diye vermemeleri dahada en iyisidir .

EL MAHATMA GHANDI fue un hombre muy singular. Muchas veces los pastores protestantes se sentaron en su puerta horas y horas enteras luchando por convertirlo al Cristianismo en su forma protestante.

Ghandinin MAHATMANIN her şekilde bu kadar bir de onu ne din diye kendisinden bu ve çevrilmeyi kapıdan o bütün protestan ve papazları tek bunu yapmıştır .

Ghandi no aceptaba la enseñanza de los pastores, tampoco la rechazaba, la COMPRENDÍA, la RESPETABA, y eso es todo.

Onu kabul eden reddedende etmeyen anlamıştı SAYGILIYDI o kadar ve ona da buydu dedikleri bir öğretinin Ghandinin dedikleri de o tek papazlardan bunu .

Muchas veces decía el MAHATMA: "Yo soy Brahmán, Judío, Cristiano, Mahometano, etc. etc. etc."

Söyledikleri MAHATMA : "Ben Hristiyan, Hindu , Yahudi de hem vb bir Mühmemmede de bir inancın ve hepsiyim"

EL MAHATMA comprendía que todas las religiones son necesarias porque todas conservan los mismos VALORES ETERNOS.

Sonsuz kendi idrakta o tüm inandıkları ebediyet değerlerindede oluğundan o dinlerinde onlarda MAHATMA onu herşeyinde de ne olduğunu ona bu yollardan anlatıp bilmesini o anladı

Eso de aceptar o rechazar alguna doctrina o concepto, revela falta de madurez mental.

Zihni olan zekadaki olgun eksikliği kavram ya doktrini kabul edilen onlardaki o bir ret neydeki o durum .

Cuando rechazamos o aceptamos algo, es porque no lo hemos comprendido. Donde hay COMPRENSIÓN la aceptación o rechazo salen sobrando.

Biz anladığımıza da ve ya her nede bununki idrak ne bir ANLAYIŞ olana neyse kabulu o yok etmez

La mente que cree, la mente que no cree, la mente que duda, es mente IGNORANTE.

Onlardaki bilgisizlik o ZİHİN de inanç olmaması olan ve şüphelenen zeki de

El camino de la SABIDURÍA no consiste en CREER o no CREER o DUDAR.

Arayış olan O YOLDA inanma inamamkta değildir .

El camino de la SABIDURÍA consiste en INQUIRIR, analizar, meditar y EXPERIMENTAR.

O yolu BİLGELİĞİ SORUŞTURMA arayış test ettirmeye deneylerle meditsayonla da bir analize yapmaya yöneltir

La VERDAD es lo desconocido de momento en momento. La verdad nada tiene que ver con lo que uno crea o deje de creer, ni tampoco el escepticismo.

Süregelen O ANDA bilinmeyendir de onla skeptizmin olamadan bırakılanlarda onunda onun inancı o

La VERDAD no es cuestión de aceptar algo o de rechazarlo. La VERDAD es cuestión de EXPERIMENTAR, VIVENCIAR, COMPRENDER.

GERÇEK dediğinde ki gerçekler o değildir olan deneme , DENEYİM yapma ne demek o da bunla ne var olandan YAŞANMIŞ GERÇEK idrak ne o kabulünde ne değili o .

Todo el esfuerzo de los MAESTROS debe en última síntesis llevar a los alumnos y alumnas a la EXPERIENCIA de lo real, de lo verdadero.

ÖĞRETMENLER orda erkek ne olursa her kızdaki senteze gerçeğin son deneyimine onlarda o getirenler olmaktadır onların emeği çabasıdır .

Es URGENTE que los MAESTROS y MAESTRAS abandonen esa tendencia anticuada y perniciosa dirigida siempre a MODELAR la mente PLÁSTICA y DÚCTIL de los niños.

ÇOCUKLARIN BEYNİNİNDE ŞEKİL verecek ve onu öyle modllere o KADINKARDAN da öte ERKEKLERDE ÖĞRENCİ olarak bunu vazgeçeceklere de bunu bir en gereken ACİLDİR .

Es absurdo que personas ADULTAS llenas de prejuicios, pasiones, preconceptos anticuados, etc. atropellen así la mente de los niños y de los jóvenes, tratándoles de modelar la mente de acuerdo a sus ideas rancias, torpes, anticuadas.

Fikirler eski o onlardakinin kof paslı oluştan modeller çocuk yollarına bu gibi yetişkinlerce yapılmışına onu herşeyde onun şekillerin zihninin ve tutukularıyla o absürtdür ve onun beyni önyargılarladan bunuda yapana onu en görme olan budur yetişkilerin olana .

Mejor es respetar la LIBERTAD INTELECTUAL de los ALUMNOS y ALUMNAS, respetar su prontitud mental, su espontaneidad creadora.

Hür olan onun da KIZ ya ERKEK onu anlayışta saygı ona da ona o mentaldaki O ÖĞRENCİLERE serbestlğe olan kendi yaratacallığın spontanesine INTELLEKTÜEL hak onlarında olanındırcd

Los maestros y maestras no tienen derecho a enjaular la mente de los alumnos y alumnas.

Hapsettiklleri hakkı da o Erkek o bir Erkek o kızında yok öğrencinilerede okullardakileedee hiç olaraktan .

Lo fundamental no es DICTARLE a la MENTE de los alumnos lo que debe pensar, sino enseñarle en forma completa, COMO PENSAR.

Gerekeni asıl dikta olan ne olarakta bu NASIL DÜŞÜNÜLEBİLECEĞİ onu da bir tam anlamlı halde DİKTEMYE ne O DÜŞÜNCE ZİHİN ne demek değildir öğrenciyee DÜŞÜNCEDE. .

La MENTE es el instrumento del CONOCIMIENTO y es necesario que los MAESTROS y MAESTRAS le enseñen a sus alumnos y alumnas a manejar sabiamente ese instrumento.

ZİHİN ve o alet bir AKIL olarak onu bir KADIN ve onu o ÖĞRETMEN her şeyde de bilgelik o AKIL aletine öğrencilerdeki onu bir erkek onu bir kullanırlılığını bilmedlidirler .

Çerez kullanımı

Deneyiminizi iyileştirmek ve platform kullanımını analiz etmek için kendi çerezlerimizi ve üçüncü taraf çerezlerini kullanıyoruz. Tümünü kabul edebilir, reddedebilir veya tercihlerinizi yapılandırabilirsiniz.