Cuando los polluelos tienen miedo se esconden debajo de las alas amorosas de la gallina en busca de seguridad.
Civcivler korktuklarında güvenlik arayışıyla tavuğun sevgi dolu kanatlarının altına saklanırlar.
Cuando los polluelos tienen miedo se esconden debajo de las alas amorosas de la gallina en busca de seguridad.
Civcivler korktuklarında güvenlik arayışıyla tavuğun sevgi dolu kanatlarının altına saklanırlar.
El niño asustado corre en busca de su madre porque junto a ella se cree seguro.
Korkak çocuk annesini aramak için koşar çünkü onun yanında kendini güvende hisseder.
Está pues demostrado que el MIEDO y la búsqueda de SEGURIDAD se encuentran siempre íntimamente asociados.
Dolayısıyla KORKU ve GÜVENLİK arayışının her zaman ayrılmaz bir şekilde ilişkili olduğu kanıtlanmıştır.
El hombre que teme verse asaltado por bandidos busca seguridad en su pistola.
Haydutların saldırısına uğramaktan korkan adam güvenliği tabancasında arar.
El país que teme verse atacado por otro país, comprará cañones, aviones, buques de guerra y armará ejércitos y se pondrá en pie de guerra.
Başka bir ülkenin saldırısına uğramaktan korkan ülke toplar, uçaklar, savaş gemileri satın alacak, ordularını silahlandıracak ve kendisini savaş durumuna sokacaktır.
Muchos sujetos que no saben trabajar, aterrorizados ante la miseria buscan seguridad en el delito, y se vuelven ladrones, asaltantes, etc...
Nasıl çalışacağını bilmeyen, sefaletten dehşete düşen birçok kişi güvenliği suçta arar; ve hırsız, soyguncu vb. olurlar...
Muchas mujeres faltas de inteligencia asustadas ante la posibilidad de la miseria se convierten en prostitutas.
Sefalet ihtimalinden korkan, zeka yoksunu birçok kadın fahişe olur.
El hombre celoso teme perder a su mujer y busca seguridad en la pistola, mata y después es claro que va a parar a la cárcel.
Kıskanç adam karısını kaybetmekten korkar ve güvenliği tabancada arar, öldürür ve daha sonra elbette hapse girer.
La mujer celosa mata a su rival o a su marido y así se convierte en asesina.
Kıskanç kadın rakibini veya kocasını öldürür ve böylece katil olur.
Ella teme perder a su marido y queriendo asegurárselo mata a la otra o se resuelve asesinarlo.
Kocasını kaybetmekten korkar, ve onu elinde tutmak isteyerek diğer kadını öldürür veya onu cinayete kurban etmeye karar verir.
El casero miedoso de qué la gente no le pague el alquiler de la casa, exige contratos, fiadores, depósitos, etc., queriendo así asegurarse y si una viuda pobre y llena de hijos no puede llenar tan tremendos requisitos, y si todos los caseros de una ciudad hacen lo mismo, al fin la infeliz tendrá que irse a dormir con sus hijos a la calle o en los parques de la ciudad.
İnsanların evinin kirasını ödemeyeceğinden korkan korkak ev sahibi, böylece kendini güvence altına almak isteyerek sözleşmeler, kefiller, depozitolar vb. talep eder; ve eğer çocuklarla dolu fakir bir dul bu kadar muazzam şartları yerine getiremezse, ve eğer bir şehrin tüm ev sahipleri aynı şeyi yaparsa, sonunda o bahtsız kadın çocuklarıyla birlikte sokakta veya şehrin parklarında uyumaya gitmek zorunda kalacaktır.
Todas las guerras tienen su origen en el miedo.
Tüm savaşların kökeninde korku yatar.
Las gestapos, las torturas, los campos de concentración, las siberias, las espantosas cárceles, destierros, trabajos forzados, fusilamientos, etc. tienen origen en el miedo.
Gestapoların, işkencelerin, toplama kamplarının, sibiryaların, korkunç hapishanelerin, sürgünlerin, zorla çalıştırmanın, kurşuna dizilmelerin vb. kökeninde korku vardır.
Las naciones atacan a otras naciones por miedo; buscan seguridad en la violencia, creen que matando, invadiendo, etc. podrán hacerse seguras, fuertes, poderosas.
Uluslar diğer uluslara korkudan saldırırlar; şiddette güvenlik ararlar, öldürerek, işgal ederek vb. kendilerini güvende, güçlü, iktidar sahibi yapabileceklerine inanırlar.
En las oficinas de policía secreta, contra-espionaje, etc. tanto en el este como en el oeste, se tortura a los espías, se teme de ellos, quieren hacerles confesar con el propósito de hallar seguridad para el Estado.
Gerek Doğuda gerek Batıda, gizli polis ofislerinde, karşı casusluk vb. birimlerinde casuslara işkence edilir; onlardan korkulur, Devlet için güvenlik bulmak amacıyla itiraf etmeleri istenir.
Todos los delitos, todas las guerras, todos los crímenes, tienen su origen en el miedo y en la búsqueda de seguridad.
Tüm suçlar, tüm savaşlar, tüm kabahatler, kökenini korkuda ve güvenlik arayışında bulur.
En otros tiempos había sinceridad entre las gentes, hoy el miedo y la búsqueda de seguridad han acabado con la fragancia maravillosa de la sinceridad.
Eskiden, insanlar arasında samimiyet vardı; bugün korku ve güvenlik arayışı o harika samimiyet kokusunu sona erdirdi.
El amigo desconfía del amigo, teme que éste le robe, le estafe, le explote y hasta hay máximas estúpidas y perversas como esta: "NUNCA DEIS LA ESPALDA A TU MEJOR AMIGO". Los HITLERIANOS decían que esta MÁXIMA era de ORO.
Arkadaş arkadaşa güvenmez, onun kendisini soyacağından, dolandıracağından, sömüreceğinden korkar ve hatta şu gibi aptalca ve sapkın sözler vardır: "EN İYİ ARKADAŞINA ASLA SIRTINI DÖNME". HİTLERCİLER bu SÖZÜN ALTIN olduğunu söylerlerdi.
Ya el amigo teme al amigo y hasta usa MÁXIMAS para protegerse. Ya no hay sinceridad entre los amigos. El miedo y la búsqueda de seguridad acabaron con la deliciosa fragancia de la sinceridad.
Dost artık dosttan korkar ve kendini korumak için SÖZLER bile kullanır. Dostlar arasında artık samimiyet yoktur. Korku ve güvenlik arayışı, samimiyetin o güzelim lezzetini sona erdirmiştir.
Castro Rus en Cuba ha fusilado a millares de ciudadanos temeroso de que lo acaben; Castro busca seguridad fusilando. Cree que así puede encontrar Seguridad.
Küba'da Castro Ruz kendisini yok edeceklerinden korkarak binlerce vatandaşı kurşuna dizmiştir; Castro güvenliği kurşuna dizerek arıyor. Bu şekilde Güvenlik bulabileceğine inanıyor.
Stalin, el perverso y sanguinario Stalin, apestó a Rusia con sus sangrientas purgas. Esa era la forma de buscar su seguridad.
Stalin, o sapkın ve kana susamış Stalin, kanlı tasfiyeleriyle Rusya'yı vebaya boğdu. Güvenliğini arama yöntemi buydu.
Hitler organizó la Gestapo, la terrible Gestapo, para seguridad del Estado. No cabe duda de que temía que le derrocaran y por ello fundó la sangrienta Gestapo.
Hitler Devletin güvenliği için o korkunç Gestapo'yu, Gestapo'yu örgütledi. Şüphesiz devrilmekten korkuyordu ve bu nedenle o kanlı Gestapo'yu kurdu.
Todas las amarguras de este mundo tienen su origen en el miedo y la búsqueda de seguridad.
Bu dünyadaki bütün acıların kökeninde korku ve güvenlik arayışı vardır.
Los maestros y maestras de escuela deben enseñarle a los alumnos y alumnas la virtud del valor.
Okul öğretmenleri, kız ve erkek öğrencilerine cesaret erdemini öğretmelidir.
Es lamentable que a los niños y niñas se les llene de temor desde su mismo hogar.
Erkek ve kız çocuklarının bizzat kendi evlerinden başlayarak korkuyla doldurulmaları esef vericidir.
A los niños y niñas se les amenaza, se les intimida, se les atemoriza, se les da de palos, etc.
Erkekler ve kızlar tehdit edilir, yıldırılır, korkutulur, dövülür vb.
Es costumbre de padres de familia y maestros, atemorizar al niño y al joven con el propósito de que estudie.
Çocuğu ve genci okuması maksadıyla korkutmak anne babaların ve öğretmenlerin âdetidir.
Por lo común se les dice a niños y jóvenes que si no estudian tendrán que pedir limosna, vagar hambrientos por las calles, ejercer trabajos muy humildes como limpiar calzado, cargar fardos, vender periódicos, trabajar en el arado, etc. etc. etc. (Como si el trabajo fuese delito)
Genellikle çocuklara ve gençlere okumadıkları takdirde sadaka dilenecekleri, sokaklarda aç dolaşacakları, ayakkabı boyacılığı, hamallık, gazete satıcılığı, tarlada amelelik vs. vs. gibi çok aşağılık işler yapmak zorunda kalacakları söylenir. (Sanki çalışmak bir suçmuş gibi)
En el fondo, tras de todas estas palabras de padres y maestros, existe miedo por el hijo y búsqueda de seguridad para el hijo.
İçten içe, anne-babalardan ve öğretmenlerden gelen tüm bu sözlerin ardında çocuğa yönelik korku ve çocuk için güvenlik arayışı yatar.
Lo grave de todo esto que estamos diciendo, es que el niño y el joven se acomplejan, se llenan de temor y más tarde en la vida práctica son sujetos llenos de miedo.
Söylediğimiz tüm bunlarla ilgili asıl vahim olan şey, çocukların ve gençlerin bir aşağılık kompleksi geliştirmeleri, korkuyla dolmaları ve daha sonra pratik yaşamda korku dolu bireyler olmalarıdır.
Los padres de familia y maestros que tienen el mal gusto de asustar a los niños y niñas, a los jóvenes y señoritas, en forma inconsciente los están encaminando por el camino del delito, pues como ya dijimos, todo delito tiene, su origen en el miedo y la búsqueda de seguridad.
Kız ve erkek çocukları, genç kız ve erkekleri korkutmak gibi kötü bir zevke sahip olan anne-babalar ve öğretmenler, farkında olmadan onları suç yoluna sevk etmektedirler, çünkü daha önce de söylediğimiz gibi, her suçun kökeninde korku ve güvenlik arayışı yatar.
Hoy en día el MIEDO y la BÚSQUEDA DE SEGURIDAD han convertido al planeta tierra en un espantoso infierno. Todo el mundo teme. Todo el mundo quiere seguridades.
Bugün KORKU ve GÜVENLİK ARAYIŞI dünya gezegenini korkunç bir cehenneme çevirmiştir. Herkes korkuyor. Herkes güvenlik garantileri istiyor.
En otros tiempos se podía viajar libremente, ahora las fronteras están llenas de guardias armados, se exigen pasaportes y certificados de toda especie para tener derecho a pasar de un país a otro.
Eskiden seyahat etmek serbestti; şimdilerde sınırlar silahlı muhafızlarla dolu, bir ülkeden diğerine geçiş hakkına sahip olmak için her türlü pasaport ve belge talep ediliyor.
Todo esto es el resultado del miedo y BÚSQUEDA DE SEGURIDAD. Se teme al que viaja, se teme al que llega y se busca seguridad en pasaportes y papeles de toda especie.
Bütün bunlar korkunun ve GÜVENLİK ARAYIŞININ bir sonucudur. Seyahat edenden korkulur, gelenden korkulur ve her türlü pasaport ve evrakta güvenlik aranır.
Los maestros y maestras de escuela, colegios, universidades deben comprender el horror de todo esto y cooperar para el bien del mundo, sabiendo educar a las nuevas generaciones, enseñándoles el camino del valor auténtico.
Okul, lise ve üniversite öğretmenleri tüm bunların dehşetini anlamalı ve yeni nesilleri nasıl eğiteceklerini bilerek, onlara otantik cesaretin yolunu öğreterek dünyanın iyiliği için işbirliği yapmalıdırlar.
Es URGENTE enseñarle a las nuevas generaciones a no temer y a no buscar seguridades en nada ni en nadie.
Yeni nesillere korkmamayı ve hiçbir şeyde veya hiç kimsede güvenlik aramamayı öğretmek ACİLDİR.
Es indispensable que todo individuo aprenda a confiar mas en sí mismo.
Her bireyin kendisine daha fazla güvenmeyi öğrenmesi zorunludur.
El MIEDO y la BÚSQUEDA de SEGURIDAD son terribles debilidades que convirtieron la vida en un espantoso INFIERNO.
KORKU ve GÜVENLİK ARAYIŞI, yaşamı korkunç bir CEHENNEME dönüştüren korkunç zaaflardır.
Por doquiera abundan los cobardes, los miedosos, los débiles que andan siempre en busca de SEGURIDAD.
Her yerde sürekli olarak GÜVENLİK peşinde koşan korkaklar, ödlekler, zayıf karakterli insanlar vardır.
Se teme a la vida, se teme a la muerte, se teme al qué dirán, "al dice que sé dice", a perder la posición social, la posición política, el prestigio, el dinero, la bonita casa, la bonita mujer, el buen marido, el empleo, el negocio, el monopolio, los muebles, el carro, etc. etc. etc. a todo se teme, abundan por todas partes los cobardes, los miedosos, los débiles, más nadie se cree a sí mismo cobarde, todos presumen de fuertes, valerosos, etc.
Yaşamdan korkulur, ölümden korkulur, ne derler diye, “insanlar diyorlar ki deniliyor" diye korkulur, toplumsal konumu, siyasi konumu, prestiji, parayı, güzel evi, güzel kadını, iyi kocayı, işi, ticareti, tekelciliği, mobilyaları, arabayı vb. vb. kaybetmekten korkulur. Her şeyden korkulur, korkaklar, korku içindekiler, zayıflar her yerde bol miktarda bulunur, kimse kendisinin korkak olduğuna inanmaz, herkes kendinin güçlü, cesur olduğunu vb. farz eder.
En todas las clases sociales existen millares y millones de intereses que se teme perder y por ello todo él mundo busca seguridades que a fuerza de hacerse cada vez más y más complejas, hacen de hecho la vida cada vez más complicada, cada vez más difícil, cada vez más amarga, cruel y despiadada.
Tüm toplumsal sınıflarda kaybedilmesinden korkulan binlerce, milyonlarca çıkar vardır ve işte bu sebeple herkes giderek daha fazla karmaşıklaştırmak yoluyla, yaşamı giderek daha karmaşık, giderek daha zor, giderek daha acı, zalim ve acımasız hale getiren güvenlik garantileri arar.
Todas las murmuraciones, todas las calumnias, intrigas, etc., tienen su origen en el miedo y búsqueda de seguridad.
Tüm dedikoduların, tüm iftiraların, entrikaların vb. kökeninde korku ve güvenlik arayışı vardır.
Para no perder la fortuna, la posición, el poder, el prestigio, se propagan calumnias, chismografías, se asesina, se paga para que se asesine en secreto, etc.
Serveti, konumu, gücü, prestiji kaybetmemek için iftira ve dedikodular yayılır; insanlar cinayet işler, gizli suikastlar için para öder.
Los poderosos de la tierra se dan hasta el lujo de tener asesinos a sueldo y muy bien pagados, con el propósito asqueante de eliminar a todo aquel que amenace eclipsarles.
Yeryüzünün güçlüleri, kendilerini gölgede bırakmakla tehdit eden herkesi ortadan kaldırmak gibi iğrenç bir amaçla, son derece yüksek ücretli kiralık katiller tutmak gibi bir lüksü bile kendilerine hak görürler.
Ellos aman el poder por el poder mismo y se lo aseguran a base de dinero y mucha sangre.
Gücü, bizzat güç olduğu için severler, onu para ve bolca kanla garanti altına alırlar.
Los periódicos constantemente están dando noticias de muchos casos de suicidio.
Gazeteler sürekli olarak birçok intihar vakasının haberini yayınlıyor.
Muchos creen que el que se suicida es valeroso pero realmente quien se suicida es un cobarde que le tiene miedo a la vida y que busca seguridad en los brazos descarnados de la muerte.
Pek çok insan intihar edenin cesur olduğuna inanır, ama aslında intihar eden kişi yaşamdan korkan ve ölümün etsiz kemiksiz kollarında güvenlik arayan bir korkaktır.
Algunos héroes de guerra fueron conocidos como personas débiles y cobardes, más cuando se vieron cara a cara con la muerte, su terror fue tan espantoso, que se tornaron en terribles fieras buscando seguridad para su vida, haciendo un esfuerzo supremo contra la muerte. Entonces se les declaró HÉROES.
Savaşın bazı kahramanları zayıf ve korkak kişiler olarak bilinirlerdi, ancak ölümle yüz yüze geldiklerinde, yaşadıkları dehşet o kadar ürkütücüydü ki, kendi hayatlarının güvenliğini arayan korkunç vahşi canavarlara dönüştüler ve ölüme karşı olağanüstü bir çaba ortaya koydular. O zaman onlar KAHRAMAN ilan edildiler.
El miedo suele confundirse con el valor. Quien se suicida parece muy valeroso, quien carga pistola parece muy valeroso, mas en realidad los suicidas y los pistoleros son muy cobardes.
Korku genellikle cesaretle karıştırılır. İntihar eden birisi çok cesur görünür, tabanca taşıyan birisi çok cesur görünür, ama gerçekte intiharcılar ve silahşörler çok korkaktırlar.
Quien no le tiene miedo a la vida no se suicida. Quien no tiene miedo a nadie no carga pistola al cinto.
Hayattan korkmayan kimse intihar etmez. Kimseden korkmayan, belinde tabanca taşımaz.
Es URGENTE que los maestros y maestras de escuela le enseñen al ciudadano en forma clara y precisa, lo que es VALOR de verdad y lo que es miedo.
Okul öğretmenlerinin vatandaşa gerçek CESARETİN ne olduğunu ve korkunun ne olduğunu açık ve kesin bir şekilde öğretmeleri ACİLDİR.
EL MIEDO y la BÚSQUEDA de SEGURIDAD han convertido el mundo en un espantoso infierno.
KORKU ve GÜVENLİK ARAYIŞI dünyayı korkunç bir cehenneme çevirmiştir.
Deneyiminizi iyileştirmek ve platform kullanımını analiz etmek için kendi çerezlerimizi ve üçüncü taraf çerezlerini kullanıyoruz. Tümünü kabul edebilir, reddedebilir veya tercihlerinizi yapılandırabilirsiniz.