Educación Fundamental

La Disciplina

Los maestros de escuelas, colegios y universidades le dan muchísima importancia a la disciplina y nosotros debemos estudiarla en este capítulo detenidamente.

Okullardaki, kolejlerdeki ve üniversitelerdeki öğretmenler disipline korkunç derecede önem verirler ve bizim de bu bölümde onu dikkatlice incelememiz gerekmektedir.

Todos los que hemos pasado por escuelas, colegios, universidades, etc. Sabemos muy bien lo que son las disciplinas, reglas, férulas, regaños, etc., etc., etc.

Okullardan, kolejlerden, üniversitelerden vb. geçmiş olan hepimiz. Disiplinlerin, kuralların, cetvellerin, azarlamaların vb. vb. vb. ne olduğunu çok iyi biliriz.

Disciplina es eso que se llama CULTIVO DE LA RESISTENCIA. A los maestros de escuela les encanta cultivar la RESISTENCIA.

Disiplin, DİRENCİN YETİŞTİRİLMESİ denilen şeydir. Okul öğretmenleri DİRENCİ yetiştirmeyi severler.

Se nos enseña a resistir, a erigir algo contra alguna otra cosa. Se nos enseña a resistir la tentaciones de la carne y nos azotamos y hacemos penitencia para resistir.

Bize direnmeyi, bir şeye karşı başka bir şey inşa etmeyi öğretirler. Bize bedenin cezbediciliklerine direnmeyi öğretirler ve direnmek için kendimizi kırbaçlar ve kefaret öderiz.

Se nos enseña a RESISTIR las tentaciones que trae la pereza, tentaciones de no estudiar, no ir a la escuela, jugar, reír, burlarnos de los maestros, violar los reglamentos, etc. etc. etc.

Tembelliğin getirdiği cezbediciliklere, ders çalışmama, okula gitmeme, oynama, gülme, öğretmenlerle alay etme, kuralları çiğneme vb. cezbediciliklere KARŞI DURMAYI öğretirler.

Los maestros y maestras tienen el concepto equivocado de que mediante la disciplina podemos comprender la necesidad de respetar el orden de la escuela, la necesidad de estudiar, guardar compostura ante los maestros, portarnos bien con los condiscípulos, etc. etc. etc.

Öğretmenler, kadın erkek fark etmeksizin, okulda düzene saygı gösterme ihtiyacını, çalışma ihtiyacını, öğretmenler karşısında iyi bir duruş sergileme ihtiyacını, arkadaşlarımıza karşı iyi davranma ihtiyacını vb. disiplin aracılığıyla ANLAYABİLECEĞİMİZ yönünde yanlış bir kavrama sahiptirler.

Existe entre las gentes el concepto equivocado de que cuanto más resistimos, cuanto más rechazamos, nos hacemos más y más comprensivos, libres, plenos, victoriosos.

İnsanlar arasında, ne kadar çok direnirsek, ne kadar çok reddedersek, o kadar anlayışlı, özgür, eksiksiz ve muzaffer olacağımız yönünde yanlış bir kavram vardır.

No quieren darse cuenta las gentes que cuanto más luchamos contra algo, cuanto más lo resistimos, cuanto más lo rechazamos, menor es la COMPRENSIÓN.

İnsanlar bir şeye karşı ne kadar çok savaşırsak, ona ne kadar çok direnirsek, onu ne kadar çok reddedersek ANLAYIŞIN o kadar azaldığını fark etmek istemezler.

Si luchamos contra el vicio de la bebida, ésta desaparecerá por un tiempo, pero como no la hemos COMPRENDIDO a fondo en todos los NIVELES DE LA MENTE, ésta retornará después cuando descuidemos la guardia y beberemos de una vez para todo el año.

Sarhoşluk kusuruna karşı savaşırsak, bir süreliğine ortadan kaybolur, ancak onu ZİHNİN tüm SEVİYELERİNDE temelden ANLAMAMIŞ olduğumuz için, gardımızı düşürdüğümüzde daha sonra geri döner ve bütün bir yılın içkisini tek seferde içeriz.

Si rechazamos el vicio de la fornicación, por un tiempo seremos muy castos en apariencia (aun cuando en otros NIVELES DE LA MENTE continuemos siendo espantosos SÁTIROS como lo pueden demostrar los sueños ERÓTICOS y la poluciones nocturnas), y después volveremos con más fuerza a nuestras antiguas andanzas de FORNICARIOS IRREDENTOS, debido al hecho concreto de no haber comprendido a fondo lo que es la FORNICACIÓN.

Zina kusurunu reddedersek bir süreliğine görünüşte çok iffetli oluruz (ZİHNİN diğer SEVİYELERİNDE EROTİK rüyaların ve gece boşalmalarının kanıtlayabileceği gibi korkunç SATİRLER olmaya devam etsek bile), ve daha sonra ZİNANIN ne olduğunu esasında anlamamış olmanın somut gerçeğinden dolayı düzelmez ZANİLER olarak eski alışkanlıklarımıza daha şiddetli şekilde geri döneriz.

Muchos son los que rechazan la CODICIA, los que luchan contra ella, los que se disciplinan contra ella siguiendo determinadas NORMAS de conducta, pero como no han comprendido de verdad todo el proceso de la CODICIA, resultan en el fondo CODICIANDO no ser CODICIOSOS.

AÇGÖZLÜLÜĞÜ reddeden, onunla savaşan, belirli davranış KURALLARINI takip ederek ona karşı kendilerini disipline eden çok sayıda insan vardır, ancak AÇGÖZLÜLÜĞÜN tüm sürecini gerçekten anlamadıkları için, içten içe AÇGÖZLÜ olmamayı GÖZLERLER.

Muchos son los que se disciplinan contra la IRA, los que aprenden a resistirla, pero ésta continúa existiendo en otros niveles de la mente subconsciente, aun cuando en apariencia haya desaparecido de nuestro carácter y al menor descuido de la guardia, el subconsciente nos traiciona y entonces tronamos y relampagueamos llenos de ira, cuando menos lo esperábamos y tal vez por algún motivo que no tiene la MENOR IMPORTANCIA.

ÖFKEYE karşı kendilerini disipline eden, ona direnmeyi öğrenen çok sayıda insan vardır, ancak görünüşte karakterimizden kaybolmuş olsa da, bilinçaltı zihnimizin diğer seviyelerinde var olmaya devam eder; gardımızdaki en ufak bir dikkatsizlikte bilinçaltı bize ihanet eder ve sonra hiç beklemediğimiz bir anda ve belki de HİÇ ÖNEMİ OLMAYAN bir sebepten dolayı öfke dolu gürler ve parlarız.

Muchos son los que se disciplinan contra los celos y al fin creen firmemente que ya los extinguieron pero como no los comprendieron es claro que estos aparecen nuevamente en escena precisamente cuando ya los creíamos bien muertos.

Kıskançlığa karşı kendilerini disipline eden ve sonunda onu çoktan yok ettiklerine sıkıca inanan birçok insan vardır, ancak onu anlamadıkları için, biz onların tamamen öldüğünü zannettiğimiz anda tekrar ortaya çıkmaları açık bir gerçektir.

Sólo con plena ausencia de disciplinas, sólo en libertad auténtica, surge en la mente, la llamarada ardiente de la COMPRENSIÓN.

Sadece disiplinlerin tamamen yokluğunda, sadece otantik özgürlükte, zihnin içinde ANLAYIŞIN alevli ve yakıcı ateşi ortaya çıkar.

La LIBERTAD CREADORA no puede existir jamás en un ARMAZÓN. Necesitamos libertad para COMPRENDER nuestros defectos PSICOLÓGICOS en forma INTEGRA.

YARATICI ÖZGÜRLÜK hiçbir zaman bir ÇERÇEVE İÇİNDE var olamaz. PSİKOLOJİK kusurlarımızı BÜTÜNLEŞİK bir şekilde ANLAMAK için özgürlüğe ihtiyacımız vardır.

Necesitamos con URGENCIA derribar muros y romper grilletes de acero, para ser libres.

Özgür olmak için ACİLEN duvarları yıkmaya ve çelik prangaları parçalamaya ihtiyacımız var.

Tenemos que experimentar por sí mismos todo aquello que nuestros Maestros en la Escuela y nuestros Padres nos han dicho que es bueno y útil. No basta aprender de memoria e imitar. Necesitamos comprender.

Okuldaki Öğretmenlerimizin ve Anne Babalarımızın bize iyi ve faydalı olduğunu söyledikleri her şeyi kendi başımıza tecrübe etmeliyiz. Ezberlemek ve taklit etmek yeterli değildir. Anlamamız gerekir.

Todo el esfuerzo de los Maestros y Maestras deben dirigirse a la conciencia de los alumnos. Deben esforzarse porque ellos entren en el camino de la COMPRENSIÓN.

Öğretmenlerin, kadın ve erkeklerin bütün çabaları öğrencilerin bilincine yönlendirilmelidir. Onların ANLAYIŞ yoluna girmeleri için çaba göstermelidirler.

No es suficiente decirle a los alumnos que deben ser esto o aquello, es necesario que los alumnos aprendan a ser libres para que puedan por sí mismos examinar, estudiar, analizar todos los valores, todas las cosas que la gente ha dicho que son beneficiosas, útiles, nobles y no meramente aceptarlas e imitarlas.

Öğrencilere sadece şu ya da bu olmaları gerektiğini söylemek yeterli değildir, öğrenciler özgür olmayı öğrenmelidirler ki insanların faydalı, yararlı, asil olduğunu söylediği tüm değerleri, tüm şeyleri kendileri bizzat inceleyebilsinler, çalışabilsinler, analiz edebilsinler; ve onları sadece basitçe kabul edip taklit etmesinler.

Las gentes no quieren descubrir por sí mismas, tienen mentes cerradas, estúpidas, mentes que no quieren indagar, mentes mecanicistas que jamás indagan y que sólo IMITAN.

İnsanlar kendileri için bir şeyler keşfetmek istemezler, kapalı, aptal zihinlere, araştırmayı istemeyen zihinlere, asla araştırmayan ve sadece TAKLİT EDEN mekanik zihinlere sahiptirler.

Es necesario, es urgente, es indispensable que los alumnos y alumnas desde su más tierna edad hasta el momento de abandonar las AULAS gocen de verdadera libertad para descubrir por si mismos, para inquirir, para comprender y que no estén limitados por los muros abyectos de las prohibiciones, regaños y disciplinas.

Erkek ve kız çocuklarının en körpe çocukluklarından DERSLİKLERİ terk ettikleri ana kadar, kendi başlarına keşfetmek, araştırmak, anlamak için gerçek özgürlüğün tadını çıkarmaları ve yasakların, azarlamaların ve disiplinlerin iğrenç duvarlarıyla sınırlandırılmamaları gereklidir, acildir, ertelenemezdir.

Si a los alumnos se les dice lo que deben y lo que no deben hacer y no se les permite COMPRENDER y experimentar, ¿DONDE entonces está su inteligencia? ¿CUÁL es la oportunidad que se le ha dado a la inteligencia?

Öğrencilere ne yapmaları ve ne yapmamaları gerektiği söylenirse ve ANLAMALARINA ve deneyimlemelerine izin verilmezse, zekaları NEREDEDİR? Zekaya VERİLEN fırsat NEDİR?

¿De qué sirve entonces pasar exámenes, vestir muy bien, tener muchos amigos si no somos inteligentes?

O zaman zeki değilsek sınavları geçmenin, çok iyi giyinmenin, birçok arkadaşa sahip olmanın ne faydası var?

La inteligencia sólo viene a nosotros cuando estamos verdaderamente libres para investigar por sí mismo, para comprender, para analizar sin el temor al regaño y sin la férula de las Disciplinas.

Zeka ancak kendi başımıza araştırmak, anlamak, azarlanma korkusu ve Disiplinlerin cetveli olmadan analiz etmek için gerçekten özgür olduğumuzda bize gelir.

Los estudiantes miedosos, asustados, sometidos a terribles disciplinas jamás podrán SABER. Jamás podrán ser inteligentes.

Korkmuş, dehşete düşmüş, korkunç disiplinlere tabi tutulmuş öğrenciler asla BİLEMEYECEKLER. Asla zeki olamayacaklar.

Hoy en día a los Padres de familia y a los Maestros, lo único que les interesa es que los alumnos y alumnas hagan una carrera, que se vuelvan médicos, abogados, ingenieros, empleadas de oficina, es decir autómatas vivientes y que luego se casan y se conviertan además en MAQUINAS DE HACER BEBES y eso es todo.

Bugün Anne Babaları ve Öğretmenleri ilgilendiren tek şey, erkek ve kız çocuklarının kariyer yapmalarıdır, doktor, avukat, mühendis, memur, yani canlı otomatlar olmaları ve daha sonra evlenmeleri ve dahası ÇOCUK YAPMA MAKİNELERİNE dönüşmeleridir ve hepsi budur.

Cuando los muchachos o muchachas quieren hacer algo nuevo, algo distinto, cuando sienten la necesidad de salirse de ese armazón, prejuicios, hábitos anticuados, disciplinas, tradiciones de familia o nación, etc., entonces los padres de familia aprietan más los grilletes de la prisión y dicen al muchacho o a la muchacha: ¡No hagáis eso! no estamos dispuestos a apoyarte en eso, esas cosas son locuras, etc., etc., etc.

Erkek veya kız çocuğu yeni bir şey, farklı bir şey yapmak istediğinde; bu çerçeveden, önyargılardan, eski alışkanlıklardan, disiplinlerden, ailenin veya ulusun geleneklerinden vb. çıkma ihtiyacı hissettiğinde, ebeveynler hapishane prangalarını daha da sıkar ve oğlana veya kıza şöyle der: Bunu yapma! seni bu konuda desteklemeye niyetli değiliz, bu tür şeyler deliliktir vb. vb. vb.

TOTAL el muchacho o la muchacha está formalmente preso dentro de la cárcel de las disciplinas, tradiciones costumbres anticuadas, ideas decrépitas, etc.

SONUÇ OLARAK, erkek veya kız öğrenci disiplinlerin, geleneklerin, modası geçmiş adetlerin, yıpranmış fikirlerin vb. hapishane kalıbının içinde resmen kilitli kalır.

La EDUCACIÓN FUNDAMENTAL enseña a conciliar el ORDEN con la LIBERTAD. EL ORDEN sin LIBERTAD es TIRANÍA. La LIBERTAD sin ORDEN es ANARQUÍA.

TEMEL EĞİTİM DÜZEN ile ÖZGÜRLÜĞÜ uzlaştırmayı öğretir. ÖZGÜRLÜKSÜZ DÜZEN TİRANLIKTIR. DÜZENSİZ ÖZGÜRLÜK ANARŞİDİR.

LIBERTAD Y ORDEN sabiamente combinados constituyen la BASE de la EDUCACIÓN FUNDAMENTAL.

ÖZGÜRLÜK VE DÜZEN akıllıca birleştirildiğinde, TEMEL EĞİTİMİN TEMELİNİ oluşturur.

Los ALUMNOS deben gozar de perfecta libertad para averiguar por sí mismos, para INQUIRIR para DESCUBRIR lo que realmente, lo que de cierto son en SI MISMOS y aquello que pueden hacer en la vida.

ÖĞRENCİLER KENDİ İÇLERİNDE gerçekte ne olduklarını, kesinlikle ne olduklarını ve hayatta ne yapabileceklerini KENDİ BAŞLARINA ZATEN öğrenmek, ARAŞTIRMAK, KEŞFETMEK IÇİN mükemmel bir özgürlüğün tadını çıkarmalıdırlar.

Los alumnos y alumnas, los soldados y policías y en general todas aquellas personas que tengan que vivir sometidos a rigurosas disciplinas, suelen tornarse crueles, insensibles al dolor humano, despiadados.

Öğrenciler, askerler ve polisler ve genel olarak katı disiplinlere tabi yaşamak zorunda kalan tüm kişiler genellikle zalimleşir, insan acısına karşı duyarsızlaşır, acımasızlaşırlar.

La DISCIPLINA destruye la SENSIBILIDAD humana y esto está ya totalmente demostrado por la OBSERVACIÓN y la EXPERIENCIA.

DİSİPLİN insanın DUYARLILIĞINI yok eder ve bu GÖZLEM ve DENEYİMLE tamamen kanıtlanmıştır.

Debido a tantas disciplinas y reglamentos, las gentes de esta época han perdido totalmente la SENSIBILIDAD y se han tornado crueles y despiadados.

Bu kadar çok disiplin ve kurallar yüzünden, bu çağın insanları DUYARLILIĞINI tamamen kaybettiler ve zalimleşerek acımasızlaştılar.

Para ser verdaderamente libres se necesita ser muy sensibles y humanistas...

Gerçekten özgür olmak için çok duyarlı olmak ve çok fazla hümanist olmak gerekir...

En las escuelas, colegios y universidades, se les enseña a los estudiantes a poner ATENCIÓN en las clases y los alumnos y alumnas ponen atención para evitarse el regaño, el jalón de orejas, el golpe con la férula o con la regla, etc. etc. etc. Mas desgraciadamente no se les enseña a COMPRENDER REALMENTE lo que es la ATENCIÓN CONSCIENTE.

Okullarda, kolejlerde ve üniversitelerde öğrencilere derslerinde DİKKATLİ olmaları öğretilir ve kız ve erkek öğrenciler azar işitmemek, kulaklarının çekilmemesi, cetvel veya değnekle vurulmamaları vb. vb. vb. için dikkat ederler. Fakat maalesef onlara BİLİNÇLİ DİKKATİN ne olduğunu GERÇEKTEN ANLAMALARI öğretilmez.

Por disciplina el estudiante pone atención y gasta energía creadora muchas veces en forma inútil.

Disiplin yüzünden öğrenci dikkat eder ve çoğu zaman yaratıcı enerjiyi yararsız bir şekilde israf eder.

La energía creadora es el tipo más sutil de fuerza fabricado por la MAQUINA ORGÁNICA.

Yaratıcı enerji, ORGANİK MAKİNE tarafından üretilen en sübtil güç çeşididir.

Nosotros comemos y bebemos y todos los procesos de la digestión son en el fondo procesos de sutilización en que las materias groseras se convierten en materias y fuerzas útiles.

Yeriz ve içeriz; ve tüm sindirim süreçleri temelinde kaba maddelerin yararlı maddelere ve güçlere dönüştüğü sübtilleşme süreçleridir.

La energía creadora es: el tipo de MATERIA y de FUERZA mas sutil elaborado por el organismo.

Yaratıcı enerji: organizma tarafından işlenmiş en sübtil MADDE ve GÜÇ çeşididir.

Si sabemos poner ATENCIÓN CONSCIENTE podemos ahorrar energía creadora. Desafortunadamente los maestros y maestras no le enseñan a sus discípulos lo que es la ATENCIÓN CONSCIENTE.

BİLİNÇLİ DİKKATİ nasıl sağlayacağımızı bilirsek, yaratıcı enerjiyi tasarruf edebiliriz. Ne yazık ki öğretmenler müritlerine BİLİNÇLİ DİKKATİN ne olduğunu öğretmezler.

Doquiera dirijamos la ATENCIÓN gastamos ENERGÍA CREADORA. Podemos ahorrar esa energía si dividimos la atención, si no nos identificamos con las cosas, con las personas, con las ideas.

DİKKATİMİZİ nereye yönlendirirsek, orada YARATICI ENERJİ tüketiriz. Dikkati bölersek, şeylerle, kişilerle, fikirlerle kendimizi özdeşleştirmezsek o enerjiyi tasarruf edebiliriz.

Cuando nosotros nos identificamos con las personas, con las cosas, con las ideas, nos olvidamos de sí mismos y entonces perdemos la ENERGÍA creadora en la forma mas lastimosa.

Kişilerle, şeylerle, fikirlerle kendimizi özdeşleştirdiğimizde kendimizi unuturuz ve o zaman yaratıcı ENERJİYİ en acınası şekilde kaybederiz.

ES URGENTE saber que necesitamos ahorrar la ENERGÍA CREADORA para despertar CONCIENCIA y que la ENERGÍA CREADORA es el POTENCIAL VIVIENTE, el VEHÍCULO de la CONCIENCIA, el instrumento para DESPERTAR CONCIENCIA.

BİLİNCİ uyandırmak için YARATICI ENERJİ tasarruf etmemiz gerektiğini bilmemiz ve YARATICI ENERJİNİN CANLI POTANSİYEL, BİLİNCİN ARACI, BİLİNCİ UYANDIRMAK İÇİN araç olduğunu bilmemiz ACİLDİR.

Cuando aprendemos a NO olvidamos de SI MISMOS, cuando aprendemos a dividir la ATENCIÓN entre SUJETO; OBJETO y LUGAR, ahorramos ENERGÍA CREADORA para despertar CONCIENCIA.

KENDİMİZİ unutMAMAYI öğrendiğimizde, DİKKATİ ÖZNE, NESNE ve YER arasında bölmeyi öğrendiğimizde, BİLİNCİ uyandırmak için YARATICI ENERJİ tasarruf ederiz.

ES necesario aprender a manejar la ATENCIÓN para despertar conciencia pero los alumnos y alumnas nada saben sobre esto porque sus MAESTROS y MAESTRAS no se lo han enseñado.

Bilinci uyandırmak için DİKKATİ yönetmeyi öğrenmek GEREKLİDİR, ancak öğrenciler bu konuda hiçbir şey bilmezler çünkü ÖĞRETMENLERİ onlara bunu öğretmemiştir.

CUANDO aprendemos a utilizar la ATENCIÓN conscientemente, la disciplina entonces sale sobrando.

DİKKATİ bilinçli olarak kullanmayı öğrendiğiMİZ ZAMAN, disiplin artık gereksiz hale gelir.

EL estudiante o la estudiante atento a sus clases, a sus lecciones, al orden, NO necesita de disciplina de ninguna especie.

Derslerine, ödevlerine, düzene dikkat eden kız veya erkek ÖĞRENCİNİN hiçbir türden disipline İHTİYACI YOKTUR.

Es URGENTE que los MAESTROS comprendan la necesidad de conciliar inteligentemente la LIBERTAD y el ORDEN y esto es posible mediante la ATENCIÓN CONSCIENTE.

ÖĞRETMENLERİN ÖZGÜRLÜK ve DÜZENİ zekice uzlaştırmanın gerekliliğini anlamaları ACİLDİR ve bu BİLİNÇLİ DİKKAT vasıtasıyla mümkündür.

La ATENCIÓN CONSCIENTE excluye eso que se llama IDENTIFICACIÓN. Cuando nos IDENTIFICAMOS con las personas, con las cosas, con las ideas, vienen la FASCINACIÓN y esta última produce SUEÑO en la CONCIENCIA.

BİLİNÇLİ DİKKAT, ÖZDEŞLEŞME denilen şeyi dışlar. Kişilerle, şeylerle, fikirlerle ÖZDEŞLEŞTİĞİMİZDE BÜYÜLENME (FASCINACIÓN) ortaya çıkar ve bu da BİLİNÇTE Uykuya neden olur.

Hay que saber poner ATENCIÓN sin IDENTIFICACIÓN. CUANDO ponemos atención en algo o en alguien y nos olvidamos de sí mismos, el resultado es la FASCINACIÓN y el SUEÑO de la CONCIENCIA.

ÖZDEŞLEŞME olmadan DİKKAT etmesini bilmek gerekir. Herhangi bir şeye veya birine dikkat edip kendimizi unuttuğuMUZ ZAMAN, sonuç BÜYÜLENME ve BİLİNCİN UYKUSUDUR.

Observad cuidadosamente a un CINEASTA. Se encuentra dormido, todo lo ignora, se ignora a sí mismo, está hueco, parece un sonámbulo, sueña con la película que está viendo, con el héroe de la película.

Bir SİNEMA İZLEYİCİSİNİ dikkatlice gözlemleyin. O, uyku halindedir, her şeyi görmezden gelir, kendisini görmezden gelir, boştur, bir uyurgezer gibidir, izlediği filmle, filmin kahramanıyla rüya görür.

Los ALUMNOS y alumnas deben poner atención en las clases sin olvidarse de Si MISMOS para no caer en el SUEÑO ESPANTOSO de la CONCIENCIA.

ÖĞRENCİLER, BİLİNCİN KORKUNÇ UYKUSUNA düşmemek için KENDİLERİNİ unutmadan derslere dikkat etmelidirler.

El alumno debe verse a sí mismo en escena cuando está presentando un examen o cuando está ante el tablero o pisaron por orden del maestro, o cuando se halla estudiando o descansando o jugando con sus condiscípulos.

Öğrenci sınav yaparken veya tahtaya kalktığında veya öğretmenin emriyle tahtayı silerken veya eğitim görürken, dinlenirken veya arkadaşlarıyla oynarken kendisini sahnede görmelidir.

La ATENCIÓN DIVIDIDA en TRES PARTES: SUJETO, OBJETO, LUGAR, es de hecho ATENCIÓN CONSCIENTE.

ÜÇ BÖLÜME AYRILMIŞ DİKKAT: ÖZNE, NESNE, YER, gerçekte BİLİNÇLİ DİKKATTİR.

Cuando no cometemos el ERROR de IDENTIFICARNOS con las personas, las cosas, las ideas, etc. ahorramos ENERGÍA CREADORA y precipitamos en nosotros el despertar de la CONCIENCIA.

Kişilerle, şeylerle, fikirlerle vb. ÖZDEŞLEŞME HATASINI yapmadığımızda, YARATICI ENERJİ tasarruf eder ve BİLİNCİN bizde uyanmasını hızlandırırız.

Quien quiera despertar CONCIENCIA en los MUNDOS SUPERIORES, debe empezar por DESPERTAR aquí y ahora.

YÜKSEK DÜNYALARDA BİLİNCİ uyandırmayı arzulayan kişi, UYANMAYA burada ve şimdi başlamalıdır.

Cuando el ESTUDIANTE comete el error de IDENTIFICARSE con las personas, las cosas, las ideas, cuando comete el error de olvidarse a sí mismo, entonces cae en la fascinación y el sueño.

ÖĞRENCİ kişilerle, şeylerle, fikirlerle (kendi kendini) ÖZDEŞLEŞTİRME hatasını yaptığında, kendi kendisini unutma hatasını yaptığında, işte o zaman büyülenmeye ve uykuya düşer.

La disciplina no enseña a los estudiantes a poner ATENCIÓN CONSCIENTE. La disciplina es una verdadera prisión para la mente.

Disiplin, öğrencilere BİLİNÇLİ DİKKATE sahip olmayı öğretmez. Disiplin, zihin için gerçek bir hapishanedir.

Los alumnos y alumnas deben aprender a manejar la ATENCIÓN CONSCIENTE desde los mismos bancos de la escuela para que más tarde en la vida práctica, fuera de la escuela, no cometan el error de olvidarse a sí mismos.

Öğrenciler daha sonraki pratik hayatlarında, okul dışında kendilerini unutma hatasına düşmemek için okul sıralarından itibaren BİLİNÇLİ DİKKATİ yönetmeyi öğrenmelidirler.

El hombre que se olvida de sí mismo ante un insultador, se identifica con él, se fascina, cae en el sueño de la inconsciencia y entonces hiere o mata y va a la cárcel inevitablemente.

Kendisine hakaret edenin (aşağılayıcının) karşısında kendini unutan insan, onunla özdeşleşir, büyülenir, bilinçsizlik uykusuna dalar ve sonrasından yaralar veya öldürür ve kaçınılmaz olarak hapishaneye girer.

Aquel que no se deja FASCINAR con el insultador, aquel que no se identifica con él, aquel que no se olvida de si mismo, aquel que sabe poner ATENCIÓN CONSCIENTE, sería incapaz de darle valor a las palabras del insultador, o de herirle o matarle.

Hakaret edenin (aşağılayıcının) kendisini BÜYÜLEMESİNE izin vermeyen kişi, onunla özdeşleşmeyen, kendini unutmayan, BİLİNÇLİ DİKKATI sağlamasını bilen kişi, o hakaret edenin sözlerine hiçbir değer veremez ya da onu yaralayamaz yahu da öldüremez.

Todos los errores que el ser humano comete en la vida se deben a que se olvida de sí mismo, se identifica, se fascina y cae en el sueño.

İnsanın hayatta işlemiş olduğu tüm hatalar, kendisini unutmasından, kendisini özdeşleştirmesinden, büyülenmesinden ve uykuya düşmesinden kaynaklanmaktadır.

Mejor sería para la juventud, para todos los estudiantes, que se les enseñase el DESPERTAR de la CONCIENCIA en vez de esclavizarles con tantas absurdas disciplinas.

Gençlik için, tüm öğrenciler için o kadar çok absürt disiplinle köleleştirilmeleri yerine kendilerine BİLİNCİN UYANIŞININ öğretilmesi daha iyi olurdu.

Çerez kullanımı

Deneyiminizi iyileştirmek ve platform kullanımını analiz etmek için kendi çerezlerimizi ve üçüncü taraf çerezlerini kullanıyoruz. Tümünü kabul edebilir, reddedebilir veya tercihlerinizi yapılandırabilirsiniz.