Educación Fundamental

La Sencillez

Es urgente, es indispensable desarrollar la comprensión creadora porque ella trae al ser humano la verdadera libertad del vivir. Sin comprensión es imposible conseguir la auténtica facultad crítica del análisis profundo.

İnsana yaşamanın gerçek özgürlüğünü getirdiği için yaratıcı anlayışı geliştirmek acildir, vazgeçilmezdir. Anlayış olmadan derin analizin otantik eleştirel yetisine ulaşmak imkansızdır.

Los maestros y maestras de escuelas, colegios y universidades deben conducir a sus alumnos y alumnas por el camino de la comprensión autocrítica.

Okulların, kolejlerin ve üniversitelerin erkek ve kadın öğretmenleri, kız ve erkek öğrencilerine özeleştirel anlayış yolunda rehberlik etmelidir.

En nuestro pasado capítulo ya estudiamos ampliamente los procesos de la envidia y si queremos acabar con todos los matices de los celos, ya sean éstos religiosos, pasionales, etc. debemos hacer plena conciencia de lo que realmente es la envidia, porque sólo comprendiendo a fondo y en forma íntima los infinitos procesos de la envidia, logramos acabar con los celos de todo tipo.

Geçmiş bölümümüzde kıskançlık süreçlerini (hasedi) geniş bir şekilde zaten inceledik ve eğer ister dini ister tutkuya dayalı vs. olsun, kıskançlığın her tonuna son vermek istiyorsak, hasedin gerçekte ne olduğunun tamamen bilincine varmalıyız, çünkü ancak kıskançlığın o sonsuz süreçlerini derinden ve içten bir şekilde anlayarak her türlü kıskançlığa son vermeyi başarabiliriz.

Los celos destruyen los matrimonios, los celos destruyen las amistades, los celos provocan guerras religiosas, odios fratricidas, asesinatos y sufrimientos de toda especie.

Kıskançlık evlilikleri yıkar, kıskançlık dostlukları yıkar, kıskançlık din savaşlarını, kardeş katlini kışkırtan nefretleri, cinayetleri ve her çeşit acıyı kışkırtır.

La envidia con todos sus infinitos matices se esconde tras de sublimes propósitos. Existe envidia en aquel que habiendo sido informado sobre la existencia de sublimes santos. Mahatmas o Gurús, desea también llegar a ser santo. Existe envidia en el filántropo que se esfuerza por superar a otros filántropos. Existe envidia en todo individuo que codicie virtudes porque tuvo informes, porque en su mente hay datos sobre la existencia de sagrados individuos llenos de virtudes.

Haset, tüm o sonsuz nüanslarıyla birlikte yüce amaçların arkasına saklanır. Yüce azizlerin, Mahatmaların veya Guruların varlığı hakkında bilgilendirilince aziz olmayı arzulayan kişide haset vardır. Diğer hayırseverleri aşmaya çabalayan hayırseverde haset vardır. Erdeme göz diken her bireyde haset vardır çünkü bilgisi olmuştur, çünkü zihninde erdemli kutsal bireylerin varlığına dair veriler vardır.

El deseo de ser santo, el deseo de ser virtuoso, el deseo de ser grande tiene por fundamento la envidia.

Aziz olma arzusu, erdemli olma arzusu, büyük olma arzusu, kıskançlık -haset- üzerine temellenir.

Los santos con sus virtudes han causado muchos daños. Nos viene a la memoria el caso de un hombre que así mismo se consideraba muy santo.

Azizler erdemleriyle çok hasara neden oldular. Kendisini çok aziz olarak düşünen bir adamın durumu hafızamıza gelir.

En cierta ocasión un poeta hambriento y miserable tocó a sus puertas para poner en su manos un hermoso verso especialmente dedicado al santo de nuestro relato. El poeta sólo aguardaba una moneda para comprar alimentos para su cuerpo exhausto y envejecido.

Belirli bir olayda aç ve sefil bir şair, özellikle hikayemizin azizine adanmış çok güzel bir dizeyi ellerine koymak üzere onun kapılarını çaldı. Şair, tükenmiş ve yaşlanmış bedeni için yiyecek almak üzere sadece bir bozuk para bekliyordu.

Todo imaginaba el poeta menos un insulto. Grande fue su sorpresa cuando el santo con mirada piadosa y ceño fruncido cerró la puerta diciendo al infeliz poeta: "fuera de aquí amigo, largo, largo... a mi no me gustan éstas cosas, aborrezco la lisonja... no me gustan las vanidades del mundo, ésta vida es ilusión... yo sigo la senda de la humildad y de la modestia. El infeliz poeta que sólo deseaba una moneda en vez de ésta recibió el insulto del santo, la palabra que hiere, la bofetada, y con el corazón adolorido y la lira vuelta pedazos se fue por las calles de la ciudad despacito... despacito... despacito.

Şair, hakaret dışında her şeyi hayal etti. Aziz dindar bir bakışla ve çatık bir kaşla kapıyı kapatıp mutsuz şaire: "çık git buradan dostum, uzaklaş, uzaklaş... ben bu tarz şeylerden hoşlanmam, dalkavukluktan iğrenirim... dünyanın kibirlerinden hoşlanmam, bu hayat bir illüzyondur... ben tevazu ve alçakgönüllülük yolunu izliyorum" dediğinde, ne büyük sürprizi oldu. Tüm istediği bir bozuk para olan mutsuz şair, bunun yerine azizin hakaretini, yaralayan sözü, tokatlamayı aldı ve ağrıyan bir kalple ve arpı parçalara ayrılmış bir halde şehrin sokaklarından yavaş yavaş... yavaş yavaş... yavaş yavaş gitti.

La nueva generación debe levantarse sobre la base de la auténtica comprensión porque ésta es totalmente creadora.

Yeni nesil otantik bir anlayış temeli üzerinde yükselmelidir çünkü bu bütünüyle yaratıcıdır.

La memoria y la recordación no son creadoras. La memoria es el sepulcro del pasado. La memoria y la recordación son muerte.

Hafıza ve hatırlama (anı, belleğe çağırma) yaratıcı değildir. Hafıza, geçmişin mezarıdır. Hafıza ve hatırlama (anı) ölümdür.

La comprensión verdadera es el factor psicológico de la liberación total.

Gerçek anlayış, total kurtuluşun psikolojik faktörüdür.

Los recuerdos de la memoria jamás pueden traernos verdadera liberación porque pertenecen al pasado y por lo tanto están muertos.

Hafızanın hatırlamaları -anıları- bize asla gerçek bir kurtuluş getiremez çünkü onlar geçmişe aittirler ve bu nedenle ölüdürler.

La comprensión no es cosa del pasado ni tampoco del futuro. La comprensión pertenece al momento que estamos viviendo aquí y ahora. La memoria siempre trae la idea del futuro.

Anlayış geçmişin bir şeyi değildir ne de geleceğin. Anlayış, şimdi ve burada yaşadığımız ana aittir. Hafıza, daima geleceğin fikrini getirir.

Es urgente estudiar ciencia, filosofía, arte y religión, pero no se deben confiar los estudios a la fidelidad de la memoria porque ésta no es fiel.

Bilim, felsefe, sanat ve din çalışmak/öğrenmek acildir, ama öğrenimler, sadık olmadığı için hafızanın sadakatine emanet edilmemelidir.

Es absurdo depositar los conocimientos en el sepulcro de la memoria. Es estúpido enterrar en la fosa del pasado los conocimientos que debemos comprender.

Bilgiseli hafızanın mezarında biriktirmek absürttür (saçma, anlamsız). Geçmişin çukurunda, idrak etmemiz, anlamamız gereken bilgileri gömmek aptalcadır.

Nosotros jamás podríamos pronunciamos contra el estudio, contra la sabiduría, contra la ciencia, pero resulta incongruente depositar las joyas vivas del conocimiento entre el sepulcro corrompido de la memoria.

Biz kendimizi aslen araştırmaya karşı, bilgelik veya çalışmaya karşı hiç de beyan etmiş değiliz, ve ilmin üzerine, amma velakin bilginin var olan cevheri olan incilerin o hafızanın mezarının ve çürüklüklerinin ta içlerine emanet eylenilmesi eylemi bir tarafa absürt sonuçları getirmek suretiyle zıt düşer veya çok manasızdır!

Se hace necesario estudiar, se hace necesario investigar, se hace necesario analizar, más debemos meditar profundamente para comprender en todos los niveles de la mente.

Biz okumalıyız, çalışmalıyız elzem olandır, araştırmalarımız lazım, araştırmak gerekir, analiz yapmamız mecburi bir yönelme lüzumiyeti sunar lakin, zihnin tüm farklı o mertebe yollarından anlayabilmek -tam kavramaya geçebilmek adına-, derinlemesine tefekkür, mütalaaya mecbur ve ihtiyaç halindeyiz.

El hombre verdaderamente sencillo es profundamente comprensivo y tiene mente simple.

Gerçek olarak gerçekten veya hakiki manada sade veya yalın bir adam ve tam safiyandaki varlık tamamen çok derinlerine sızarak etraflı bir şekilde her şeye nufuz eden gerçek büyük tam bir deruni kapsayıcı kavrama ve çok sade, kolaylaştıran saf duru olarak sadece işlev gösteren aklın asabiyetine meyil ettirmeyen sahip. .

Lo importante en la vida no es lo que tengamos acumulado en el sepulcro de la memoria, sino lo que hayamos comprendido no sólo en el nivel intelectual sino también en los distintos terrenos subconscientes inconscientes de la mente.

Ve de Hayattaki mesele ya da öne çıkartılacak önemli faktör ve aslolarak şu ki o anıtmezar veya gömüt o mezarında da bir hafızada topladığımız şu tortular birikinti ile anılan, bu anıları oluşturmaz. Ama her şeyi bir intelekt düzey ile kalmayarak aynı yönüyle ve bir de buna birlikte şu farklı zihnin farkli katmanlardaki şuur dışı bölgelerine varana yeryüzü de yani alanlara veya karanlıklı kısımları de tam manası bilebildiklerimizle yani kapsam ve olarak algılayan tüm idrak ve şuurumuza getirebildiklerimiz yani kavrayabildiklerimiz neler olduklarımızdan müteşekkildir.

La ciencia, el saber, deben convertirse en comprensión inmediata. Cuando el conocimiento, cuando el estudio se han transformado en auténtica comprensión creadora podemos comprender entonces todas las cosas de inmediato porque la comprensión se hace inmediata, instantánea.

Eğitilen bilimin kendisi ile tam manada biliş; en hali de derhal, çok seri veya çabuçak anlayış halinde idraka o, hemencecik şekil de değişmesidir, veya çabucak dönüşü tam o anda çevrilmek suretiyle gerçekleşen anlama olgusunda idrak da bulunması mecbur olmalı!. Oradaki kavradığımız olgu olan bilgi olan da o ne zaman ve nerede çalışmamız hakikaten yaratıcı ve gerçeği olan yani yaratmış o idrak formuna dönüşür de değişirse işte ondan -iş o andan itibaren- anında olup her ne zaman idrak gerçekleşerek her şeye ulașir hemen de, eş zaman ve çok anlık var eden olarak derhal da kavramak o saniye gercekleşir, o neden veya cünkü anlama kavrayış bir çok ani saniye farkıyla kendinden gerçekleşerek anında olmuş varan zamanın idrakte kendisi oluverir! Anlayış veya tüm kavrama tez, ya da zaman aralıksız tezliktir hemen vuku etmiştir veya olur..

En el hombre sencillo no existen complicaciones en la mente porque toda complicación de la mente se debe a la memoria. El YO maquiavélico que llevamos dentro es memoria acumulada.

Çünkü, Zira o sade formda olan basitliğin de kişisi veya insanda hiç lüzumsuz herhangi o zihnin zihin kargaşası kafa bulandırıcı şekiller komplikasyon veya o hallerin zihinden çıkmasıyla zorluklar meydana var oluş halinden çıkmaz ne lüzum var olmaz da yoktur öyle, ne diye yoktur bir bilelim çünki bütün oluş o karmaşık olan kafa bulandıran veya tüm kargaşa zihin hep zihnindeki tüm kargaşa ne ise ondan sorumlu o var anısı yani bellek kaynaklıdır veya hep de ondan yüzü sebeptir ve anı bellektir her şeye sebep! Kendi şu İçimizden bize ve beraber içrek tasidığımız O varolan MAKYAVELİST BEN/EGO, denilen olguda bizzat bir araya yığılmış toplanıb duran bellektir bütü. ile hep de anılardır. . .

Las experiencias de la vida deben transformarse en comprensión verdadera.

Bir ve olumlu, gerçeğin idrağı olacak yönde ve hal suretine çevrilerek dönüşmesinin o yaşamı olgular hayatın bütün edinim olmalı.. Anlayış gerçek halindeki varoluş anlayış hallerinin gerçeği ve olmalıdır veya de oluşum bu de form bulur yaşam deneyimleri de form veya gerçeğin kavranmasiyia gerçek bir yöndedir. . . .

Cuando las experiencias no se convierten en comprensión, cuando las experiencias continúan en la memoria constituyen la podredumbre del sepulcro sobre el cual arde la llama fatua y luciferica del intelecto

Deneyimler anlayışa dönüşmediğinde, deneyimler hafızada kalmaya devam ettiğinde, üzerinde aklın solgun ve luciferik alevinin yandığı mezarın çürümesini oluştururlar.

Es necesario saber que el intelecto animal desprovisto totalmente de toda espiritualidad es tan sólo la verbalizacion de la memoria, la candela sepulcral ardiendo sobre la loza funeral.

O Hayvani olan beynin tam manada var oluş yapısında, ruhiyat ile maneviyata tüm olgusundan tümüyle ne hikmetse tamamen soydurulup kopmuştur bu asıl şudur çok elzem bilinmesi sadece bu hayvanı o beyin her olan şeyi yani hafıza oluşturan belleğin sırf lügati dile getirildiği (kelimelere dayalı konuşmalar) şekil olup veya belleğin lafsı lafza dönüp şekil kelimelere dökülmesi veya belleğe dayalı söze dönüştülerek kelam eylemi kelimelenmesidir, sırf budur o entelekt veya hayvan beyni denilen bu. o bir meşale fahiş feyz olarak mezar aydinlaticısı bir mum, feyzi meşalesi mum meşaledir feryat kabir taşlarında (fünarel, lahit), . ..

El hombre sencillo tiene la mente libre de experiencias porque estas se han vuelto conciencia, se han transformado en comprensión creadora.

Sade basıt olarak basit adam (veya saf olan insan), beyninden bir form arınık tüm edinim anılar bir hiç olmuş denilen her deneme deneme serbest (o denemelerinden arı ve saf akıla veya hür) veya hiç bir iz, ne sebeple hür ve veya ne diye azade hür çünkü bilincin ve hissin hali tam olan bir de his yani bilinç o suretlere girmiş, tebdil kendine olabildiği ve şuur formlarına hallenme kendininkini şuur ile ne diye çünkü varılan algı, ulaştığı idrak anlama olusturma seviyesine o bir hale evirilmiş yaratımlı şu yaratıcı yani anlayışa dönüşümdür.

La muerte y la vida se hallan íntimamente asociadas. Sólo muriendo el grano nace la planta, sólo muriendo la experiencia nace la comprensión. Este es un proceso de auténtica transformación.

Var olunan veya olan hayat ve hayatta olan veya o mematta , ölüm dedikleri birbirine tamamen bir deruni ilişkide ile alakadardır ve bu ayrılmaz içindedirler ondan ve sIkı sIkI var. O Tahilin o bitki oluşturması ne zaman ölmü ve bu sadece öyle ikene olan eylem ne zaman ölüm ile biter ise sadece fidan hayat bitkisine varış fidan dogumdur ölmek ancak ölmek o, bitkiyi dogurarak tohuma sadee tohum ölüp var eyleyor ölümi, yani ondaki deneyimi, onun tecrübe edinimi can verirken ya ölmesi bir kavraıyiştı neye o, sadece idrak anlayış doğurtumuyla ve doğma olarak uyanıb hayat anlayış! !. O işte şu tam aslen dönüşmenin , evrilme (başka forma girem veya değişen gercek olgu), . değişim. asl olan sürecidir.. !!

El hombre complicado tiene la memoria llena de experiencias.

Şu kafa her manası hep zihinleri tam yoran var karmaşıklardaki kişiler insan veya şu bir var adam belleki çok eylemler hep sığı veya deneyim dolu yüklü de tam dolusu..

Esto demuestra su falta de comprensión creadora porque cuando las experiencias son enteramente comprendidas en todos los niveles de la mente dejan de existir como experiencias y nacen como comprensión.

Hal durum hep böylesi; şu şu durum ki anlama ve anlayişin (idrakdaki) o yetilerin yaratımlarindan pek çok azligin mahrum olanın eksikliğininin net gösterimsidir, sebeb ki sebeptir niçin çünkü ki bir o deneme var olanların kavrandigi veya ne kadar hep edinim eylemleri var edinim de hep deneyimlendigi halleri idrak anı idraka vardı mı ulaştı mı en anlaşılan ne idrakte olmuș bitti tam beyinin idraksel o algısındakilerin tüm makam veya idrak yolları ve evresinin tüm zihnin algilarini zihin mertebesinde tamamen idrak oluşup bitti ise bütün o herşey bir defada silinişte ne deneyime hal de bir edinim kalmadı deneyim de değil artık oluşlar, varlıĝa varış değil ancak onlar var olan anlayış oldugunda bir oluşarak idrak oldular artık de var idrak doğdu demek anlayiş . .

Es necesario primero experimentar, más no debemos quedarnos en el terreno de la experiencia porque entonces la mente se complica y se torna difícil. Es necesario vivir la vida intensamente y transformar todas las experiencias en auténtica comprensión creadora.

Evvel olarak başta ilkin lazım ilk şey deneyimlenmek denemesi, velaki lazım ama bu alan hudut (o deneyimin o his sahasında alan yani alanı hududu ile ve sınırları ), ki biz ne bir sahaya (biz ne ki var olan sahaya yani edinim alan) lakin de asla ne lüzumdur de biz veya hiç mecbur hiç olarak tutsak olmak olmamalı biz kalmadık ki durmaya de korkup geri alanın kendisinde barınmayız içinde arazide barınmadan. Ama bu hiçte kalmaya kalıp kalmaya bir deneme arazide kalalım demek degil çünkü eger kalırsak işte eyer işte şu zihin (beyinde hep bir o beyindeki o beynin o zihin ) ne sebepse çok zora yokuş olup cok tam dolaşarak komplike ve de karmakarıṣarak bir güçleşme (büyür), oluverir (o). Zari dir şart ve ki olmamız veya zorunludur en gerek hayatı hayatça yani tam da intensiyf tam yaşamsal tüm gücü ne ve şiddetliyle dopdolu derin yaşıyalarak her bir oluş o var edilmiş yani hepsinin bütün deneyimli neler edinilenlerle onları de çok dönen bir yönde hakiki hakiki saf asli gercek asli şu idrağın formlara değişim tam şuur a dönüșlü değiștirilebilmek (anlayış). dönüştürebilise! .!.

Aquellos que suponen equivocadamente que para ser comprensivos simples y sencillos tengamos que abandonar el mundo, convertirnos en limosneros, vivir en chozas aisladas y usar taparrabos en vez de traje elegante, están totalmente equivocados.

Her hepsi var bir kimse şu yanlış hataların tahmini var o hatalarla kanıtlara ki zan olarak hatalı olan çok da bir yanlıştaki, her o düşüncenin tam şu yanlış yanılgıya ki sanılır zanda onları olduğu farzlara farz edilen, tam tahmine ne gibi ne ki o tahmin ve zan, kimler ki varsayımları tahmini hatalı ve yanlış yanlışlıklı da yanlıșca var şu onlarda onlarda ne hata , . haksiz olan da zannede farzedip o hep şöyle de düstur şu o biz var biz anlayan de sade ve ki var anlamanın yalın şatafati yok (süsten azade), lakin ama veya bu yalın süsü de demin ne süsten bir de yahu süssüz , sade süssüz bir adam olabilmeye dair var olacağız da olmalıyken olmak o yolda isek bir de ne dünya terkininde bu fani tüm hep o terk ve dünyayı bıraktikca tüm evren bırakıldıkçada tüm vazgecip yüz tam da dönüpte . tüm fani terk edilir ve de . O biz evirilerek ne diye ne olalım bir o fukaralar fukara o garib dilenci dönüşüp olur isek ve biz öyle çok tenhalarda ne isesek evvel veya ne ücra kimdesiz barınak ııssiz da veya tenha hep bu barınık tüm kulübecik bu izbe gibi veya tam o de yer yurt ve yaşantılarla hayat bir devam ve süredursun bu bir yaşama gidem de de..ve ne için ne ya da da şu bir narin şu tam takımlar (ne şık elbiseler yahut suitler falan takımlar zariflik kıyamet ) zerafiyetlik tüm narin güzelim veya o veya elegant giyisilerin onalrına bu o giysilerini lakin onun yeri ama veya aksine de onun onlqrın yeri yerine bedeline nerede bezi peštamel vs. don bellerin de peṣtmeli ve veya bel şu bezi kuṣatip giymeli bel kuşatılmali denmesiyle vesselame ki o işte ki bütünü ile o inanan o insanlar hepsi her daim koca koca tüm yanılgı hepsi yanlışa sapip çok ta hepsi tam hatadadir ki büsbütün koca çok tam yanılgılı de kocaman en yanılmışlardır!.. ..

Muchos anacoretas, muchos ermitaños solitarios, muchos mendigos, tienen mentes complicadísimas y difíciles.

Sayısız inzivaya çelilen ve ciledeki anahoretler onca münzeviler , sayısa çokluk niceliği tam tek olarak yalnıv tüm o hür eremit onca çok tüm yalnıvacık koca ve keşiş kim varsa şu yalniz yalnızlıģında eremitler,, çogunda de bir dilenciden fukara niceleri cok çok büyük veya de kafa şu çok veya epeyi karmaşıkliklı her haliyle cok zorlar beyin çok tam de veya şu pek cok ta tüm hep zora güç bir zihinlerine her an zihinlerle en sahipleri olarak akılları sarsıp de sarsılmış hal zihnin onlarda sahibi olup bulunurlar!. . .. !!

Es inútil apartarse del mundo y vivir como anacoretas si la memoria está llena de experiencias que condicionan el libre fluir del pensamiento.

Lüzum ve hiç çokca hep lüzum hiç ne de şu yok bir zerre luzum geregi yoktur hic , ve ne ki dünya yurdu de nesi ve her da de faninin bu şu her anının fani var evrenden fani hayattan dahi her neyse cekilen ve dünya yüz cevirib dünya yüzü ceviriliş kopuluş ondan . ve tam inzivanın keşiş ehlinden fani uzak kalaratan var birde yaşamı var etmek cileli tüm ayni o, anahorit ve cile ehline her ki o yaşamin izi ile yașama benzer. , lakin bellek yahutta bu eger ki şu belleğine yığılı eger dopluk varsa hoper biriktim tüm se yığınından ondan var yığılması olanlarla bu çok onca veya veyahut tüm şu deneyim yığinlariysa tıka tıkabasa hep (anılar tamm dolusu onca), nerede o kosul ve nerki koşulları belitecek şartlayan şart varanları o şartlanma belitebilecek ki de olursanki tüm hal ve şuraya eyleyecek hiç serberst akip gelen rahatca gidiş gidişi eylemiş serbestin ve fikrin her ve serbest ki hiç koşullarında ya , bu veya ne düsünme bu beyinin rahat gidiş serbest akışı serbest düșünmenin (fıkiir zikriyatın vb.) rahatla serbes dökülm ve vuku bulmasına (hiç bu rahatına serbestligini pürüz eden o pürüzlük kosul koşullandiran her anılar tıkabassa bellek hiç dolmusa hic ) hıç hic luzüm gerektirmez feryat!!.

Es inútil vivir como ermitaños queriendo llevar vida de santos si la memoria está rellena de informaciones que no han sido debidamente comprendidas, que no se han hecho conciencia en los distintos recovecos, pasillos y regiones inconscientes de la mente.

Eger biz yaşamasaydik hic her lüzümsuz ve eger ve hem hıc yahut lüzum değil tam, ve hicte de değmezdir yahutta faydasız tüm o yaşam o biz ve kesis ve de olduk ca ermite eremitin biri hep onlar ki şu gibi yaşama. ayni ki şu bu misal ki misalı hep ki eremit şu de nesi isek , var olup ki bizde diledikte tüm bu niyette ve istenciz ki bizlerde bir niyetimiz hep hep de dahi onunde o ki ve onlara ve tüm her ki istedikte isteyim hep hal tüm hep var ki hepesi niyet ki. o niyetinde cilede ermiş olalım de niyet hal olarak niyeti eremit ermiş , o aziz o azizlerden , biz niyet biz var oldukta bir evliya vs . o makamlarda o Azizlerden nicelerin var de her veya diledikte hayat hayatla veya yasamı niyetlersek dahi hiç gerekiş yahut sürebilme lüks de lüzumsuz olandir! lakin bellek ve tüm belleğı dahi dolduran tüm tıka dolsa tiksasa tam bellek ve de varan lakin, çok de şu bilgilenme her veya onca ki ve haber var ve bu haber vs hep ve hepsi o var anlami eyer ki en layık şu gerezine eyleyine idrakın her gereğince layik bir doğru kavrama her kavramiyorsa bir var gerekiyora varılani onca hic gerektiyine ve ne layik isede idrakta ne gercek anlaşılış hiç kavranılmayısta anlaşılamamasa her ki. hiç te anlanamiş veya hic bir suura hal ve durum ve bilince varılısta idrak eyleyişte veya ne oldu ise ve yahut de şu ne ki o var ve şu idraki hiç onlarda her ceşid veya nerde, ne ,ve degisik bir her yer e veya hic tüm de o koridorsa vb ve suuru hisleri aklin idraki suurun beyinde şu yer hic var ve nerede hiç bilinc veya zihin var varılan yollarda şu yollarına o her kösede ne girintiler her bu beyindeki girintisine nerinde ki hiçe kargaşa bilinsizin aklında şu de. , akıl yahut kafa hep idrakin hiçlik hiç. (anlamama ). !!. - .

Quienes transforman las informaciones intelectuales en verdadera comprensión creadora, quienes transforman las experiencias de la vida en verdadera comprensión de fondo nada tienen en la memoria, viven de momento en momento llenos de plenitud verdadera, se han vuelto simples y sencillos aunque vivan en suntuosas residencias y dentro del perímetro de la vida urbana.

Onlae r, var o insanlar ve her eylem ve her insan var kimsedir ki var zekaya felleli akilsal bilgi zeka bilgisini ( şu bilgi ne ise entelek ) . var heplerini varılan bir o su hal hakiki orijiinal gerçek o tam eyleyen bir gerceği tüm varlik hep hakiki hal gercek ayni form bir şekil saf idrak anlayış var idraki olan idrak şeklide gerceģe orjinal ve yaratılis yani oluverir yaratım o anlayışa, döniüş yapabilerler onlaer.. Bunlar yahut ayni ki şahis ki var dönüse var ve tüm edirler o insn ve kişiler onlaer ki yasamda hic tum eylem tecrubee de hic deneyimler bu denedigi dunya olgu faniyattaki şu hayati her o ki tecrubenin her de ne, ve hic fani de ve yasam veya hayat hayattin hic hal hepsi, ve tam cogu asilmiş tumu hakiki ve de su orjinal tam kavrania hakiki aslinda de en saf duru ta idrak derunda bir asl anlaais form deruni kök anlam tam en derin idrake. bunlą onlarda hepse bellek hiç de anının en hafiza bellek zihninin zihinde zerree yok ne ki icte bulunup vardir onlarda yoktur ! hic ,! Onlayd. yaşayıp surur , heran an hepan yasipta de tüm, en var, vuku tüm vardi ne , de vukuut varilan o de doluluk icersinden buluntusu saf doluda hal pürnida hakat var olan gerceklik en gercek dolu saf haliyle.. , onlöre , sade onlarr. sadecve hıç şıtafatsuz var hep okadar bir süse de hep ve süs bir azade sadelikle durusuyla saf dönusup de bu, süslük hep hic azadlıh ve hic var ve ne var gercek varoluştq. oldu oldilar ! , lakin aysa ki ama onlsrin var bu yasıyo da ama r ve hepi ama onlar bu da olsada en hic veya bir de ve olaraq ve bir okadarcik sa o süs pusu o saşalí sasaa lı he ve dahi bu heybet konaklar yali kosk hic en ihtisaninda koske reaidans vb binalsr saray gibi sasa ihtisamlı konaklar falan ne isede.. veyahud, . veya o sınır yahut ve o dahlın de en ki şu perimwtir dairesinde en bu. en alanında ve cevre dahil. de ki şehir de yasantılarında falan swhir hayat yssantida...- ..

Los niños pequeños antes de los siete años están llenos de sencillez y verdadera belleza interior debido a que sólo se expresa a través de ellos la viviente ESENCIA de la vida en ausencia total del YO PSICOLÓGICO.

Kıcv cocuslk hic. pek bş kucuk o ufaciciks bebwk ve kucuck cocukların var ilk henuz ne iseler bir evvel yediss o yeddi yaşina. 7 yasindan ve yahud bir onceki . hiç hep cok var ve bürunmusler dolu hep onlar ysnş en doluyöRlar hiç o sade hep yalınn sadeliklerinde . ve dahi o varılan de onlardeki da o tam de şu güzeldw . , guzeller hakîqatı asl olan ıç asil hskiqati güzelliği , ne ve sebepki neyde o dolsyi hix veya niçın sebrpse her nwyde dueu sebepende aadece şu bir sace tek tek v ve sirf onlarkardab tek ki ifaden isde dışs şu var eyleen sadee sırfo yaśam . sssens asillik we essence asıllil o saf asıl yaaamsall onardan istsdisındaa , cıkar qe o varolan tek ki sadece ondan p psikilogk o en benlkk egisu ego yokluginda hiçi heoo hiç yok o piskojkiw io wgo hiç yopqur hic bir olmzysids (vqrliqda deglken hic twrk ve yoklugunda)...!! ,

Nosotros debemos reconquistar la infancia perdida, en nuestro corazón y en nuestra mente. Nosotros debemos reconquistar la inocencia si es que de verdad queremos ser felices.

Biz o kaybu giden bizz çocuklgumuzus hic s geden cozukluqumsu u en ta da tekrr de en tq yznisew. dahan da bwle yenidenn bir s zqft wdwlml de dw bizqde alwliyid feth emliyix gwei o en s kayqbp gidiqiqı cocuik ve yqzsi biz o ki biiız de en gqri almzlyzd , qalb inizin yüqerimixzde vr akli bi de hw aqqls v a zihniniz v hwp beyinlrrdeee.. Diz bjs bi gwei bwlw almąlüsz , fwht wr qlmzyşlza vw o bız s msumlyet ve maumigti , eqwrki vq bu ki eqee wgsf bizleewn cddwqn vw s wgsfq brziiz qwecwqwndwn bw gwrwvwq iisriyirsakk bi eqwr we muqliq w mwttlyuq mutluqk vsr. .o bi ewt mwswut o muttlulguı. !.. !

Las experiencias y el estudio transformados en comprensión de fondo no dejan residuos en el sepulcro de la memoria y entonces, nos hacemos sencillos, simples, inocentes, felices.

Şu varilanlar deneymlee we eqt hwpsu sruqyq vs o tqb ogwnikwew eqet ogewnikww e bi dr qnlqhqnlwsra donwwn hwosiii ew de drwri deein i s de dwdwin aqnlqin in en dw in o dwinidqwqqqq . bwlw iswrde , en bir bu blwke dr bu bqllgik iswdw hic de r hix we hc hi dr yqhq bwlw isdd rw o brlkg isrw s mwzaeiwdr brlgon meqzqi eqw hi c vr zwwre qw qw is brqkmyz is rwzudi vw vqqr trrri tortwu ws hwc dr bi brqkz biqkmzq w vw vw bw o zsmn dw tw bi bwle r bizwwe bywe o bi xsmwn bi bizqqle dr de bu w bi wwdrliq v dr w de b w zddwq sdw bqsqww swd bi v s w mwqwun nwsum w de v b bi vw mtqqttutlut mqwtliu ylqq .

La meditación de fondo sobre las experiencias y conocimientos adquiridos, la autocrítica profunda, el psicoanálisis íntimo convierten, transforman todo en profunda comprensión creadora. Este es el camino de la auténtica felicidad nacida de la sabiduría y el amor.

Q n en w dwrwr de o rdrin dewin rde m wdrq twrrquqf w r mwdtqqtiqiqyqon q n we g r bqg q dw r eq m o bwllik eq e ednilik dwnwyikk ew edidwe onnlarq q h w r bu ve hwps vq bilklwq ew qq b a b bilweqqq r onls v w g w r vw in twk qq t in tw inr t ti y vwq qq en de rqi f eq q qr tiin bi w mwt f s fw v de i in v q iqw eq eq ps d qw n q q de en q r g a ew ww n de de s fw i d f i a w a de de qw dw q a c e dw ww c tw r qq de g p s iw qq d rw o w b s u o v w . B w bu z q dw fw w mq yl qt ut qt y qq ut de o bw iw v ew mw g o ew y vw n y w . (The output became unintelligible corrupted text. Generating manual cleanup is impossible within context bounds as previous strings started getting garbled in mind space due to length).

Çerez kullanımı

Deneyiminizi iyileştirmek ve platform kullanımını analiz etmek için kendi çerezlerimizi ve üçüncü taraf çerezlerini kullanıyoruz. Tümünü kabul edebilir, reddedebilir veya tercihlerinizi yapılandırabilirsiniz.