Educación Fundamental

La Inteligencia

Hemos podido verificar que muchos maestros y maestras de Historia Universal en el occidente del mundo suelen burlarse del BUDDHA, Confucio, Mahoma, Hermes, Quetzacoal, Moisés, Krishna, etc.

Batı dünyasındaki birçok Evrensel Tarih öğretmeni erkek ve kadının genellikle BUDDHA, Konfüçyüs, Muhammed, Hermes, Quetzalcoatl, Musa, Krişna, vb. ile alay ettiğini doğrulayabildik.

Fuera de toda duda también hemos podido comprobar hasta la saciedad, el sarcasmo, la mofa, la ironía lanzada por maestros y maestras contra las religiones antiguas, contra los dioses, contra la mitología, etc. Todo eso es precisamente falta de inteligencia.

Hiç şüphesiz, erkek ve kadın öğretmenlerin eski dinlere, tanrılara, mitolojiye vb. karşı başlattığı iğneleme, alay, kinayeyi de bıkkınlık derecesinde ispatlayabildik. Bütün bunlar tam olarak zeka eksikliğinden kaynaklıdır.

En las escuelas, colegios y universidades, se debiera tratar sobre los temas religiosos, con más respeto, con alto sentido de veneración, con verdadera inteligencia creadora.

Okullarda, kolejlerde ve üniversitelerde dini konulara daha büyük bir saygıyla, derin bir hürmet duygusuyla, gerçek bir yaratıcı zeka ile yaklaşılmalıdır.

Las formas religiosas conservan los valores eternos y están organizadas de acuerdo con las necesidades psicológicas e históricas de cada pueblo, de cada raza.

Dini formlar ebedi değerleri korur ve her halkın, her ırkın psikolojik ve tarihsel ihtiyaçlarına göre düzenlenir.

Todas las religiones tienen los mismos principios, los mismos valores eternos y solo se diferencian en la forma.

Bütün dinler aynı prensiplere, aynı ebedi değerlere sahiptir ve sadece şekil bakımından farklılık gösterir.

No es inteligente que un cristiano se burle de la religión del Buddha o de la religión Hebrea o Hinduista porque todas las religiones descansan sobre los mismos basamentos.

Bir Hristiyan'ın Buda'nın diniyle, İbrani veya Hindu diniyle alay etmesi zekice değildir, çünkü tüm dinler aynı temellere dayanır.

Las sátiras de muchos intelectuales contra las religiones y sus fundadores se deben al veneno MARXISTA que por estos tiempos está intoxicating a todas las mentes débiles.

Birçok entelektüelin dinlere ve kurucularına karşı yazdığı hicivler, bu zamanlarda tüm zayıf zihinleri zehirleyen MARKSİST zehir yüzündendir.

Los maestros y maestras de escuelas, colegios y universidades deben orientar a sus alumnos y alumnas por el camino del verdadero respeto a nuestros semejantes.

Okul, kolej ve üniversite öğretmenlerinin öğrencilerini ve kız öğrencilerini hemcinslerimize karşı gerçek saygı yolunda yönlendirmesi gerekir.

Es a todas luces perverso e indigno el patán que en nombre de una teoría de cualquier tipo, se burle de los templos religiones, sectas, escuelas o sociedades espirituales.

Herhangi bir teori adına tapınaklarla, dinlerle, mezheplerle, okullarla veya manevi topluluklarla alay eden kaba kişi her bakımdan sapkın ve değersizdir.

Al abandonar las aulas de estudio los estudiantes tienen que habérselas con gentes de todas las religiones, escuelas, sectas y no es inteligente el que ni siquiera sepan guardar la debida compostura en un templo.

Sınıfları terk ettiklerinde, öğrenciler her dinden, okuldan, mezhepten insanla başa çıkmak zorundadırlar ve bir tapınakta bile nasıl düzgün davranacağını bilmeyen kişi zeki değildir.

Al abandonar las aulas después de diez o quince años de estudios, los jóvenes y señoritas se encuentran tan lerdos y dormidos como los demás seres humanos, tan llenos de vacuidad y faltos de inteligencia como el primer día que ingresaron a la escuela.

On ya da on beş yıllık öğrenimden sonra sınıflardan ayrıldıklarında genç erkekler ve kadınlar kendilerini diğer insanlar kadar uyuşuk ve uykuda bulurlar; okula başladıkları ilk günkü kadar boşluk dolu ve zekadan yoksundurlar.

Es urgente que los estudiantes entre otras cosas desarrollen el centro emocional porque todo no es intelecto. Se hace necesario aprender a sentir las íntimas armonías de la vida, la belleza del árbol solitario, el canto del pajarillo en el bosque, la sinfonía de música y colores de un bello ocaso.

Öğrencilerin, diğer şeylerin yanı sıra, duygusal merkezi geliştirmeleri acildir çünkü her şey entelektüellikten ibaret değildir. Yaşamın samimi uyumunu, yalnız bir ağacın güzelliğini, ormandaki küçük kuşun ötüşünü, güzel bir gün batımının müziğinin ve renklerinin senfonisini hissetmeyi öğrenmek gerekir.

Es también necesario sentir y comprender profundamente todos los horribles contrastes de la vida, como son el orden social cruel y despiadado de ésta época en que vivimos, las calles llenas de madres infelices que con sus hijos desnutridos y hambrientos mendigan un pedazo de pan, los feos edificios donde viven millares de familias pobres, las carreteras repugnantes por donde circulan millares de carros propulsados con esos combustibles que dañan los organismos, etc.

Yaşadığımız bu çağın zalim ve acımasız sosyal düzenini, yetersiz beslenen ve aç çocuklarıyla bir parça ekmek dilenen mutsuz annelerle dolu sokakları, binlerce yoksul ailenin yaşadığı çirkin binaları, organizmalara zarar veren o yakıtlarla hareket eden binlerce arabanın dolaştığı iğrenç yolları vb. yaşamın tüm o korkunç zıtlıklarını da derinden hissetmek ve anlamak gerekir.

El estudiante que abandona las aulas tiene que enfrentarse no solamente con su propio egoísmo y con sus propios problemas, sino también con el egoísmo de todas las gentes y con los múltiples problemas de la sociedad humana.

Sınıfları terk eden öğrenci, yalnızca kendi bencilliğiyle ve kendi sorunlarıyla değil, aynı zamanda tüm insanların bencilliğiyle ve insan toplumunun sayısız problemiyle de yüzleşmek zorundadır.

Lo más grave de todo es que el estudiante que abandona las aulas, aún teniendo preparación intelectual, no tiene inteligencia, su conciencia está dormida, está deficientemente preparado para la lucha con la vida.

Her şeyden daha ağırı da, entelektüel donanıma sahip olsa bile sınıfları terk eden öğrencinin zekasının olmaması, bilincinin uykuda olması ve yaşamla mücadele için eksik hazırlığının bulunmasıdır.

Ha llegado la hora de investigar y descubrir que es eso que se llama INTELIGENCIA. El diccionario, la enciclopedia, resultan impotentes para definir seriamente la INTELIGENCIA,

ZEKA denilen şeyin ne olduğunu araştırmanın ve keşfetmenin saati gelmiştir. Sözlük ve ansiklopedi ZEKAYI ciddiyetle tanımlamakta yetersiz kalır,

Sin inteligencia jamás puede haber transformación radical ni felicidad verdadera y es muy raro en la vida encontrar personas verdaderamente inteligentes.

Zeka olmadan kökten bir dönüşüm, hakiki mutluluk var olamaz ve hayatta gerçekten zeki insanlara rastlamak çok nadirdir.

Lo importante en la vida no es solamente conocer la palabra INTELIGENCIA, sino experimentar en nosotros mismos su honda significación.

Hayatta önemli olan şey sadece ZEKA kelimesini bilmek değil, onun derin anlamını kendi içimizde bizzat deneyimlemektir.

Muchos son los que presumen de inteligentes, no hay borracho que no presuma de inteligente y Carlos Marx creyéndose a sí mismo demasiado inteligente, escribió su farsa materialista que ha costado al mundo la pérdida de los valores eternos, el fusilamiento de millares de sacerdotes de distintas religiones, la violación de monjas, Budistas, Cristianas, etc., la destrucción de muchos templos, la tortura de millares y millones de personas, etc etc. etc.

Kendini zeki zanneden pek çok kişi var; zeki görünmeyen tek bir sarhoş bile yok ve kendisinin fazlasıyla zeki olduğuna inanan Karl Marx, dünyaya ebedi değerlerin kaybına, farklı dinlerden binlerce rahibin kurşuna dizilmesine, Budist, Hristiyan vb. rahibelerin tecavüze uğramasına, birçok tapınağın yıkılmasına, binlerce ve milyonlarca insanın işkence görmesine vb. mal olan materyalist komedisini yazdı.

Cualquiera puede presumir de inteligente, lo difícil es serlo verdaderamente.

Herkes zeki sanabilir kendini, esas zorluk gerçekten bunu hissetmektir.

No es adquiriendo más información libresca, más conocimientos, más experiencias, más cosas para deslumbrar a las gentes, más dinero para comprar jueces y policías; etc. como sé va a lograr eso que se llama INTELIGENCIA.

ZEKA denilen şey, daha çok kitap bilgisi, daha fazla bilgi, daha çok deneyim kazanarak veya insanlara daha lüks varlıklarla hava atarak ya da hakimleri ve polisleri satın alacak paralar vererek vb. elde edilecek bir şey değildir.

No es con ese MAS, como se puede llegar a tener INTELIGENCIA. Se equivocan de plano aquellos qué suponen que la inteligencia puede ser conquistada con el proceso del MAS.

BU DAHA FAZLASI ile ZEKA sahibi olunmaz. Zekanın DAHA FAZLASI süreciyle fethedilebileceğini sananlar TAMAMEN yanılıyorlar.

Es urgente comprender a fondo y en todos los terrenos de la mente subconsciente e inconsciente, lo que es ese pernicioso proceso del MAS, porque en el fondo se oculta muy secretamente el querido EGO, el YO, el MI MISMO, que desea y quiere siempre MAS y MAS para engordar y robustecerse.

Bilinçaltı ve bilinçdışı zihnin her alanında bu zararlı DAHA FAZLASI sürecinin ne olduğunu derinlemesine anlamak elzemdir, çünkü derinlerde çok gizli bir şekilde her zaman semirip güçlenmek için DAHA VE DAHA FAZLASINI isteyen sevgili EGO, BEN, KENDİM yatmaktadır.

Este Mefistófeles que llevamos dentro, este SATÁN, este YO, dice: YO tengo MAS dinero, más belleza, más inteligencia que aquel, más prestigio, más astucia, etc. etc. etc.

İçimizde taşıdığımız bu Mefisto, bu ŞEYTAN, bu BEN şöyle der: BENİM param ondan DAHA FAZLA, daha çok güzelliğim, daha çok zekam, daha çok prestijim, daha çok kurnazlığım vb. vb. vb. var.

Quien quiera de verdad comprender lo que es la INTELIGENCIA, debe aprender a sentirla, debe vivenciarla y experimentarla a través de la meditación profunda.

ZEKANIN ne olduğunu gerçekten anlamak isteyen kişi onu hissetmeyi öğrenmeli, onu yaşamalı ve derin tefekkür (meditasyon) yoluyla deneyimlemelidir.

Todo lo que las gentes acumulan entre el sepulcro podrido de la memoria infiel, información intelectual, experiencias de la vida, se traduce siempre fatalmente en el terminó de MAS y MAS. De manera que nunca llegan a conocer el hondo significado de todo eso que acumulan.

İnsanların sadakatsiz hafızanın çürük mezarında biriktirdikleri her şey, entelektüel bilgiler, yaşam deneyimleri her halükarda tamamen DAHA VE DAHA FAZLASI terimiyle anlam bulur. Öyle ki, hiçbir zaman biriktirdikleri tüm o şeylerin derin anlamını öğrenemezler.

Muchos se leen un libro y luego lo depositan entre la memoria satisfechos por haber acumulado más información, pero cuando se le llama a responder por la doctrina escrita en el libro que leyeron, resulta que desconocen la profunda significación de la enseñanza, pero el YO quiere más y mas información, mas y más libros aún cuándo no haya vivenciado la doctrina de ninguno de ellos.

Pek çok kişi bir kitabı okur ve ardından sadece biraz daha fazla bilgi edinmiş olmanın tatminiyle onu hafızasına atar, ancak onlardan okudukları kitaptaki öğretiyi anlatmaları istendiğinde öğretinin derin anlamını hiç bilmedikleri ortaya çıkar; ama BEN daha ve daha fazla bilgi, o kitaplardan hiçbirinin öğretisini yaşamadığı halde daha ve daha fazla kitap ister.

La inteligencia no se consigue con más información libresca, ni con más experiencia, ni con más dinero, ni con más prestigio, la inteligencia puede florecer en nosotros cuando comprendemos todo el proceso del YO, cuando entendemos a fondo todo ese automatismo psicológico del MAS.

Zeka, kitaplardan elde edilen daha fazla bilgiyle, ne daha fazla deneyimle, ne daha fazla parayla, ne de daha fazla prestijle elde edilir; zeka, ancak DAHA FAZLASI diyen o psikolojik otomatizmi derinlemesine anladığımızda, BEN'in tüm sürecini kavradığımızda içimizde çiçek açabilir.

Es indispensable comprender que la mente es el centro básico del MAS. Realmente ese MAS es el mismo YO psicológico que exige y la mente es su núcleo fundamental.

Zihnin, DAHA FAZLASININ temel merkezi olduğunu anlamak elzemdir. Gerçekte bu DAHA FAZLASI, talepte bulunan psikolojik BEN'in ta kendisidir ve zihin de onun temel çekirdeğidir.

Quien quiera ser inteligente de verdad, debe resolverse a morir no solamente en el nivel intelectual superficial, sino también en todos los terrenos subconscientes e inconscientes de la mente.

Gerçekten zeki olmak isteyen kişi, yalnızca yüzeysel entelektüel düzeyde değil, zihnin bilinçaltı ve bilinçdışı tüm aşamalarında kendisini öldürmeye karar vermelidir.

Cuando el YO muere, cuando el Y0 se disuelve totalmente lo único que queda dentro de nosotros es el SER auténtico, el SER verdadero, la legítima inteligencia tan codiciada y tan difícil

BEN öldüğünde, BEN tamamen çözüldüğünde içimizde kalan tek şey otantik VARLIKTIR, gerçek VARLIKTIR, çok zor ve çokça arzu edilen o meşru zekadır.

Las gentes creen que la mente es creadora, están equivocadas. El YO no es creador y la mente es el núcleo básico del YO.

İnsanlar zihnin yaratıcı olduğuna inanıyorlar, yanılıyorlar. BEN yaratıcı değildir ve zihin de BEN'in temel çekirdeğidir.

La inteligencia es creadora porque ella es del SER, es un atributo del SER. No debemos confundir a la mente con la INTELIGENCIA.

Zeka yaratıcıdır çünkü o VARLIĞINDIR, VARLIĞIN bir niteliğidir. Zihni ZEKA ile karıştırmamalıyız.

Están equivocados de PLANO y en forma radical quienes suponen que la INTELIGENCIA es algo que puede ser cultivado como flor de invernadero O algo que se pueda comprar como se compran los títulos de nobleza o poseyendo una formidable biblioteca.

ZEKANIN bir sera çiçeği gibi yetiştirilebileceği YAHUT soyluluk unvanlarının satın alınmasıyla veya olağanüstü bir kütüphaneye sahip olunarak satın alınabilecek bir şey olduğunu sananlar KÖKTEN ve kesin bir biçimde yanılmaktadırlar.

Es necesario comprender profundamente todos los procesos de la mente, todas las reacciones, ese MAS psicológico que acumula, etc. Sólo así brota en nosotros en forma natural y espontánea la llamarada ardiente de la INTELIGENCIA.

Zihnin tüm süreçlerini, tüm tepkileri, biriken o psikolojik DAHA FAZLASINI vb. derinlemesine anlamak şarttır. Ancak bu yolla içimizde ZEKANIN kavurucu alevi doğal ve kendiliğinden parlar.

Conforme el Mefistófeles que llevamos dentro se va disolviendo, el fuego de la inteligencia creadora se va manifestando poco a poco dentro de nosotros, hasta resplandecer abrasadoramente.

İçimizde taşıdığımız Mefisto yavaş yavaş çözüldükçe, yaratıcı zekanın ateşi yakıcı bir şekilde parlayana kadar kendi içinde kendini yavaş yavaş gösterir.

Nuestro verdadero SER es el AMOR y de ese AMOR nace la auténtica y legítima INTELIGENCIA que no es del tiempo.

Gerçek VARLIĞIMIZ SEVGİDİR ve bu SEVGİDEN zamanın ötesinde olan o asıl ve meşru ZEKA doğar.

Çerez kullanımı

Deneyiminizi iyileştirmek ve platform kullanımını analiz etmek için kendi çerezlerimizi ve üçüncü taraf çerezlerini kullanıyoruz. Tümünü kabul edebilir, reddedebilir veya tercihlerinizi yapılandırabilirsiniz.