Educación Fundamental

La Muerte

Es urgente comprender a fondo y en todos los terrenos de la mente, lo que realmente es la MUERTE en sí misma, sólo así es posible, de verdad entender en forma íntegra lo que es la inmortalidad,

Zihninin tüm alanlarında ve derinlemesine ÖLÜMÜN gerçekte ne olduğunu anlamak acildir, ölümsüzlüğün ne olduğunu bütünüyle gerçekten anlamak ancak böyle mümkündür,

Ver el cuerpo humano de un ser querido metido entre el ataúd, no significa haber comprendido el misterio de la muerte.

Sevilen bir varlığın insan bedenini tabutun içine konmuş olarak görmek, ölümün gizemini anlamış olmak demek değildir.

La Verdad es lo desconocido de momento en momento. La Verdad sobre la muerte no puede ser una excepción.

Hakikat an be an bilinmeyendir. Ölüm hakkındaki Hakikat bir istisna olamaz.

El YO quiere siempre, como es apenas natural, un seguro de muerte, una garantía suplementaria, alguna autoridad que se encargue de aseguramos una buena posición y cualquier tipo de inmortalidad más allá del sepulcro aterrador.

BEN her zaman, son derece doğal olduğu üzere, bir hayat sigortası, ek bir garanti, korkunç mezarın ötesinde bize iyi bir pozisyonu ve herhangi bir tür ölümsüzlüğü garanti altına almayı üstlenecek bir otorite ister.

EL MI MISMO no tiene muchas ganas de morir. EL YO quiere continuar. EL YO le tiene mucho miedo a la muerte.

KENDİMİN ölmeye pek niyeti yoktur. BEN devam etmek ister. BEN ölümden çok korkar.

La VERDAD no es cuestión de creer ni de dudar. La verdad nada tiene que ver con la credulidad, ni con el escepticismo. La verdad no es cuestión de ideas, teorías, opiniones, conceptos, preconceptos, supuestos, prejuicios, afirmaciones, negociaciones, etc. La verdad sobre el misterio de la Muerte no es una excepción.

HAKİKAT inanma veya şüphe etme meselesi değildir. Hakikatin saflıkla veya şüphecilikle hiçbir ilgisi yoktur. Hakikat fikirler, teoriler, görüşler, kavramlar, ön kavramlar, varsayımlar, önyargılar, onaylamalar, müzakereler, vb. meselesi değildir. Ölüm gizemi hakkındaki hakikat de bir istisna değildir.

La Verdad sobre el misterio de la muerte sólo puede ser conocida a través de la experiencia directa.

Ölümün gizemi hakkındaki Hakikat ancak doğrudan deneyimle bilinebilir.

Resulta imposible comunicar la experiencia REAL de la muerte a quien no la conoce.

Ölümün GERÇEK deneyimini onu bilmeyene iletmek imkansızdır.

Cualquier poeta puede escribir bellos libros de AMOR, mas resulta imposible comunicar la VERDAD sobre el AMOR a personas que jamás lo han experimentado, en forma semejante decimos que es imposible comunicar la verdad sobre la muerte a personas, que no la han vivenciado.

Herhangi bir şair güzel AŞK kitapları yazabilir, ancak AŞK hakkındaki HAKİKATİ onu daha önce hiç hissetmemiş kişilere iletmek imkansızdır, benzer şekilde ölümle ilgili hakikati onu yaşamamış kişilere iletmenin imkansız olduğunu söyleriz.

Quien quiera saber la verdad sobre la muerte debe indagar, experimentar por sí mismo, buscar como es debido, sólo así podemos descubrir la honda significación de la muerte.

Ölümle ilgili hakikati öğrenmek isteyen kişi gerektiği gibi araştırmalı, kendi başına deneyimlemeli, aramalıdır, ölümün derin anlamını ancak bu şekilde keşfedebiliriz.

La observación y la experiencia de muchos años nos han permitido comprender que a las gentes no les interesa comprender realmente el hondo significado de la muerte; a las gentes lo único que realmente les interesa es continuar en el más allá y eso es todo.

Yılların gözlemi ve tecrübesi, insanların gerçekte ölümün derin anlamını anlamakla ilgilenmediklerini bize göstermiştir; insanların gerçekte ilgilendikleri tek şey öte alemde devam etmektir ve hepsi budur.

Muchas personas desean continuar mediante los bienes materiales, el prestigio, la familia, las creencias, las ideas, los hijos, etc., y cuando comprenden que cualquier tipo de continuidad Psicológica es vano, pasajero, efímero, inestable, entonces sintiéndose sin garantías, inseguros, se espantan, se horrorizan, se llenan de infinito terror.

Birçok insan maddi servet, prestij, aile, inançlar, fikirler, çocuklar, vb. aracılığıyla devam etmeyi arzular ve Psikolojik sürekliliğin herhangi bir türünün boş, geçici, fani, istikrarsız olduğunu anladıklarında korumasız, güvensiz hissederek korkarlar, dehşete düşerler, sonsuz bir dehşetle dolarlar.

No quieren comprender las pobres gentes, no quieren entender que todo lo que continúa se desenvuelve en el tiempo.

Zavallı insanlar anlamak istemiyorlar, zavallı insanlar devam eden her şeyin zaman içinde geliştiğini anlamak istemiyorlar.

No quieren comprender las pobres gentes que todo lo que continúa decae con el tiempo.

Zavallı insanlar devam eden her şeyin zamanla çürüdüğünü anlamak istemiyorlar.

No quieren comprender las pobres gentes que todo lo que continúa se vuelve mecanicista, rutinario, aburridor.

Zavallı insanlar devam eden her şeyin mekanik, rutin, sıkıcı hale geldiğini anlamak istemiyorlar.

Es urgente, es necesario, es indispensable, hacernos plenamente conscientes del hondo significado de la muerte, sólo así desaparece el temor a dejar de existir.

Ölümün derin anlamının tamamen bilincine varmamız acildir, gereklidir, vazgeçilmezdir, var olmaktan çıkma korkusu ancak böyle yok olur.

Observando cuidadosamente a la humanidad, podemos verificar que la mente se halla siempre embotellada en lo conocido y quiere que eso que es conocido continúe más allá del sepulcro.

İnsanlığı dikkatlice gözlemlediğimizde, zihnin her zaman bilinenin içine şişelendiğini ve bilinenin mezarın ötesinde devam etmesini istediğini doğrulayabiliriz.

La mente embotellada en lo conocido, jamás podrá experimentar lo desconocido, lo real, lo verdadero.

Bilinen şeye şişelenmiş olan zihin bilimeyeni, gerçeği, doğruyu asla deneyimleyemez.

Sólo rompiendo la botella del tiempo mediante la correcta meditación, podemos experimentar lo ETERNO, lo ATEMPORAL, lo REAL.

Zaman şişesini doğru bir meditasyon vasıtasıyla kırarak SONSUZU, ZAMAN DIŞI olani, GERÇEĞİ deneyimleyebiliriz.

Quienes deseen continuar temen a la muerte y sus creencias y teorías sólo les sirven de narcótico.

Devam etmek isteyenler ölümden korkarlar ve onların inançları ile teorileri sadece uyuşturucu vazifesi görür.

La muerte en sí misma nada tiene de aterrador, es algo muy hermoso, sublime, inefable, mas la mente embotellada: en lo conocido, sólo se mueve dentro del círculo vicioso que va de la credulidad al escepticismo.

Ölümün kendi içinde dehşet verici hiçbir tarafı yoktur, o çok güzeldir, yücedir, tarif edilemezdir, fakat içine şişelenmiş zihin: bilinende, sadece saflıktan şüpheciliğe giden kısır döngü içinde hareket eder.

Cuando realmente nos hacemos plenamente conscientes del hondo y profundo significado de la muerte, descubrimos entonces por sí mismos mediante la experiencia directa, que la Vida y la Muerte constituyen un todo íntegro, uni-total.

Gerçekten de ölümün derin anlamının tamamen bilincine vardığımızda, doğrudan deneyim yoluyla, Yaşam ve Ölümün ayrılmaz, tek-bütünsel bir bütün oluşturduğunu kendimiz keşfederiz.

La muerte es el depósito de la Vida. El sendero de la Vida está formado con las huellas de los cascos de la muerte.

Ölüm, Hayatın deposudur. Hayatın yolu, ölümün toynaklarının izlerinden oluşur.

La vida es Energía determinada y determinadora. Desde el nacimiento hasta la muerte fluyen dentro del organismo humano distintos tipos de energía.

Hayat, belirlenmiş ve belirleyen Enerjidir. Doğumdan ölüme kadar insan organizmasında farklı enerji türleri akar.

El único tipo de energía que el organismo humano no puede resistir, es el RAYO DE LA MUERTE. Este rayo posee un voltaje eléctrico demasiado elevado. El organismo humano no puede resistir semejante voltaje.

İnsan organizmasının dayanamayacağı tek enerji türü, ÖLÜM IŞINIDIR. Bu ışın çok yüksek bir elektrik voltajına sahiptir. İnsan organizması böyle bir voltaja dayanamaz.

Así como un rayo puede despedazar un árbol, así también el rayo de la muerte al fluir por el organismo humano, lo destruye inevitablemente.

Bir şimşeğin bir ağacı parçalayabildiği gibi, ölüm ışını da insan organizmasından akarken onu kaçınılmaz olarak yok eder.

El rayo de la muerte conecta al fenómeno muerte, con el fenómeno nacimiento.

Ölüm ışını ölüm fenomenini doğum fenomenine bağlar.

El rayo de la muerte origina tensiones eléctricas muy íntimas y cierta nota clave que tiene el poder, determinante de combinar los genes dentro del huevo fecundo.

Ölüm ışını, çok samimi elektriksel gerilimlere ve döllenmiş yumurtanın içindeki genleri birleştirme, belirleme gücüne sahip belirli bir anahtar notasına neden olur.

El rayo de la muerte reduce el organismo humano a sus elementos fundamentales.

Ölüm ışını insan organizmasını temel unsurlarına indirger.

El EGO, el YO energético, continúa en nuestros descendientes desgraciadamente.

EGO, enerjetik BEN, ne yazık ki soyumuzda devam eder.

Lo que es la Verdad sobre la muerte, lo que es el intervalo entre muerte y concepción es algo que no pertenece al tiempo y que sólo mediante la ciencia de la meditación podemos experimentar.

Ölümün Hakikati nedir, ölümle gebelik arasındaki boşluk zamanla ilgili değildir ve onu sadece meditasyon ilmi vasıtasıyla tecrübe edebiliriz.

Los Maestros y Maestras de Escuelas, Colegios y Universidades, deben enseñar a sus alumnos y alumnas, el camino que conduce a la experiencia de lo REAL, de lo VERDADERO.

İlkokulların, Ortaokulların, Liselerin ve Üniversitelerin Kız ve Erkek Öğretmenleri kız ve erkek öğrencilerine GERÇEĞİN, DOĞRUNUN tecrübesine götüren yolu öğretmelidirler.

Çerez kullanımı

Deneyiminizi iyileştirmek ve platform kullanımını analiz etmek için kendi çerezlerimizi ve üçüncü taraf çerezlerini kullanıyoruz. Tümünü kabul edebilir, reddedebilir veya tercihlerinizi yapılandırabilirsiniz.